Milletimiz ufak bir aşiretten; anavatanda bağımsız bir devlet tesis ettikten başka Batı alemine, düşman içine girdi ve orada büyük müşkülat içinde bir imparatorluk vücuda getirdi.
Ve bunu, bir imparatorluğu altı yüz seneden beri büyük bir şevket ve azametle devam ettirdi. Buna muvaffak olan bir millet elbette yüksek siyasi ve idari niteliklere sahiptir. Böyle bir vaziyet yalnız kılıç kuvvetiyle vücuda gelemezdi.
Cihanın malumudur ki, Osmanlı Devleti pek geniş olan ülkesinde bir sınırından diğer sınırına ordusunu fevkalade sürat ile ve tamamen donanmış olarak naklederdi. Ve bu orduyu aylarca ve belki de senelerce iyi besler ve idare ederdi.
Böyle bir hareket yalnız ordu teşkilatının değil, bütün idari şubelerin fevkalade mükemmeliyetine ve kendilerinin kabiliyeti olduğuna delildir.
Atatürk'ün Ankara'da eşraf ve ileri gelenlerle konuşması
Herhalde milletin hükümetin bekçisi olması lazım gelir.
Çünkü hükümetlerin icraatı olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse, bütün kusur ve kabahâtlere katılmış demektir.
Atatürk'ün Ankara eşrafı ve ileri gelenleriyle konuşması.
Düşman devletler Osmanlı devlet ve memleketine maddeten ve manen tecavüz halinde; imhaya ve parçalamaya karar vermişler.Padişah ve halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor.
Hükümeti de aynı halde. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan millet karanlık ve belirsizlik içinde tecelliyatı beklemekte. Felaketin dehşet ve ağırlığını idrake başlayanlar, bulundukları muhit ve hissedebildikleri tesirlere göre kurtuluş çaresi gördükleri tedbirlere başvurmakta.
Ordu, ismi var cismi yok bir halde.
Kumandanlar ve subaylar, Harbi Umumi'nin bunca mihnet ve meşakkatleriyle yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle içleri kan ağlamakta, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında kafaları çare, kurtuluş çaresi aramakla meşgul...
Atatürk, Nutuk'ta Samsun'a çıktığında genel manzarayı özetliyor.
İstanbul'u alan büyük Fatih; bu azametli, kudretli padişah, hakikaten bütün İslam aleminin, bütün Türk dünyasının hakkıyla iftihar edebileceği bir zattır.
Bazı kusurları bir yana bırakılırsa bütün dünyanın büyüklük namına takdir edebileceği şahsiyettir.
Fatih Sultan Mehmet hakkında, İzmit sinema binasında konuşma.
En iyi fert, kendinden ziyade mensup olduğu toplumu düşünen, onun mevcudiyetinin ve saadetinin muhafazasına kendini vakfeden insandır!
Atatürk'ün Edirne Meslek Lisesi'nde öğrencilerle yaptığı sohbetten
