Yıllar
Konular
Favoriler

İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri kişiselleştirip yayan kimselerdir.

Fikrin özelliği de, hiçbir itirazın bozamayacağı bir mutlak şekille kendi kendini kabul ettirmektir.

Bu ise, fikrin yavaş yavaş hissiyat haline geçerek inanca dönüşmesi ile mümkündür; ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmaya başka hiçbir mantığın, muhakemenin hükmü yetmez.

Mustafa Kemal Atatürk - 1914
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün Salih Bozok'a mektubu

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.168

Dünyada yenilmeyen kimse, yenilmeyen ordu, yenilmeyen takım, yenilmeyen kumandan yoktur.

Yenildikten sonra üzülmek normaldir, bu üzüntü insanın yürek gücünü yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır.

Yenilen hemen toparlanmalı, kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle, azmiyle çalışmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk - 1936

Atatürk, bir gün yakın arkadaşı ve koruması Kılıç Ali'nin evine gider ama Kılıç Ali evde olmadığı için kapıyı oğlu Gündüz Kılıç açar.

O sırada (1936) Türk Milli Futbol Takımı, Sovyetler Birliği'ne gidip birkaç dostluk maçı yapmış ve gerçekten çok kötü skorlar almıştı. Son maçta Türkiye 9-1 yenilmişti ve Gündüz Kılıç da futbolculardan biriydi.

Atatürk kısa sohbeti sırasında Gündüz Kılıç'a görseldeki sözleri söyler.

Gündüz Kılıç ya da diğer bilinen adıyla "Baba Gündüz" Galatasaray'ın efsane futbolcularından biriydi. 1934'den 1953'e kadar Galatasaray'da forma giydi ve 1952'de Galatasaray'a teknik direktör oldu. 1962-63 sezonunda onun yönetiminde Galatasaray, Şampiyon Klüpler Kupasında (bugünkü Şampiyonlar Ligi) çeyrek finale yükseldi.

Kaynak: Atatürk'ün Anıları 1 (Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009)

Hacı Emin Efendi! Bu manzara benim için ve senin için ilk defa görülmüş değildir. Hatırlayınız ki, Deme'de İtalyanlarla yaptığımız birçok muharebede cephemizin bazı kısımlarındaki Araplar bugün gördüğünüz gibi kaçmışlardır.

Fakat bu kaçışlar bizim neticede başarılı olmamızı önleyememiştir. Müsterih olunuz, diğer kuvvetlerimiz tam bir metanetle düşman karşısında durmaktadırlar.

Şimdi bize düşen bu kaçanlara lanet etmek değil, onları tekrar toplayıp muharebeye sevk etmektir. Bunun için derhal tabancanızı çıkarınız ve maiyetinizde ve temasınızda bulunan bütün subaylara aynı yetkiyi verdiğimi tebliğ ediniz. Kaçanları vurunuz ve kuvvetlerinizi Kocadere'nin batısındaki dereye toplayınız.

Şimdi maiyetimde bulunan süvarileri de bu işe memur edeceğim, ben de bizzat sizin yanınıza geleceğim.

Mustafa Kemal Atatürk - 1915

Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında "Yazık ki bütün alayımız çil yavrusu gibi dağılarak muharebe meydanından firar etmişlerdir" diyen 77. Alay Birinci Tabur Kumandanı Binbaşı Hacı Emin Efendi'ye verdiği cevap.

Arıburnu Muharebeleri Raporu

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.297

Milletin genel eğilimi benim şu ve bu zaruret karşısında başbakan olmamı icap ettirirse, bu vazifeyi büyük bir tevazu ve minnetle yapmaya hazırım.

Bu takdirde benim aynı zamanda cumhurbaşkanlığını üzerimde bulundurmamın elbette kanuni imkanı yoktur.

Amerika sistemini memleketimizde uygulamayı hiç aklıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz tarzda Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim.

Ve düşünecek adam olmadığım, bütün milletçe malumdur zannederim.

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Ekim 1930

Atatürk'ün başkanlık sistemi hakkındaki görüşleri.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 24. Cilt, s.282

Mücadelemiz çok çetin oldu. Lakin henüz başlangıçtayız. İmparatorluktan miras aldığımız şey harap bir memleketten ibarettir.

Şöyle bir benzetme yapayım: Vefat eden bir babadan oğullarına bir ev kaldı farz ediniz. Ev o kadar harap, o kadar harap ki, mutlaka esaslı bir tamire muhtaç. Buna ise para lazım.

Varisler bu halden memnun olurlar mı sanırsınız? İşte bulunduğumuz vaziyet.

Vaktiyle Osmanlı sultanları halkın en iyi unsurlarını imparatorluğun uzak kısımlarına, sınırlara harbe gönderirlerdi. Geriye kalan ikinci derecede kabiliyet sahibi olanları ise öldürünceye kadar çalıştırırlar ve bunların emek mahsulünü hemen bütünüyle gasp ederlerdi. Halk bu yüzden daima fakir bir halde kaldı.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Kasım 1930

Atatürk'ün, ABD ticaret müsteşarı Dr. Klein'la görüşmesinden.

Dr. Klein o tarihte Amerika Birleşik Devletleri Maliye Bakanlığı müsteşarıdır. 5 Kasım 1930'da Türkiye'ye gelmiş, on gün yurdumuzda kalmıştır. Bu gezi sırasında Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) ile bir saat yirmi dakika süren bir görüşme yapmıştır.

Klein, Ankara'yı ziyaretinden ve gördüğü bayındırlık eserlerinden hayrete düştüğünü söyler. Gazi Orman Çiftliği'ni gezdiğini ve çiftliğin kendi gözünde yeni Türkiye'nin ruhunu gösterir bir timsal ve memleketin hangi sahalarda yürümek istediğini gösterir canlı bir vesika olduğunu, çok övücü ve çok samimi bir lisanla söyledi ve sözlerine devam ederek şöyle söyler:

Genel olarak Türkiye'de gördüklerim iki kelime ile özetlenebilir: Hayret ve takdir. On sene gibi kısa bir müddet zarfında Türkiye'de çok esaslı, çok büyük, çok muvaffakiyetli işler yapılmıştır. Bunlara hakim olan isabetli bakışı, cesareti, hayretle, takdirle selamlamamak mümkün değildir.

Atatürk de bu sözlerle cevap verir.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 24. Cilt, s.310

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında