Yıllar
Konular
Favoriler

Her saldırıya karşı daima karşı saldırı düşünmek lazımdır.

Karşı saldırı ihtimalini düşünmeden ve ona karşı güvenilir tedbir bulmadan hareket edenlerin akıbeti, mağlup olmak ve hezimete uğramaktır; yok olmaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 1927
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 20. Cilt, s.24

Sahip olduğum bütün nakit ve hisse senetleri ile Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul mallarımı Cumhuriyet Halk Partisi'ne aşağıdaki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:

1- Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2 - Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e sekiz yüz, Sabiha Gökçen'e altı yüz, Ülkü'ye iki yüz lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3- S. Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4- Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5- İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini tamamlamak için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6 - Her sene nemadan artan miktar yan yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Eylül 1938

Atatürk vasiyetini notere teslim ediyor.

Atatürk, Hasan Rıza Soyak'tan tüm mallarının listesini yapmasını ve kaba taslak bir vasiyet hazırlamasını ister.

Hasan Rıza Soyak vasiyeti hazırladıktan sonra Atatürk'e sunar. Atatürk vasiyeti inceler ve bazı düzeltmeler yapar.

Hasan Rıza Soyak, taslakta, Atatürk'ün kızkardeşi Makbule ve manevi kızlarına *vefatlarına kadar* şu kadar aylık verilecek yazmıştı.

Atatürk çok ince bir düşünceyle, *vefatlarına kadar* ibaresini *yaşadıkları müddetçe* olarak değiştirdi.

Atatürk'e göre yaşamak esastı. Bir vasiyetnamede olsun, bir insanın ölümünden bahsetmeyi nezakete uygun bulmuyordu.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 30. Cilt, s.266

Bu ordu sultanın ordusu idi ve onun iradesini yerine getirir, yalnızca onu tanırdı. Bu ordu günde üç kez, "Padişahım çok yaşa!" diye bağırmak zorundaydı.

Yeni orduyu tamamen yeni prensipler ve temeller üzerine kurduk. Bu ordu, eski ordunun halkın davasına, vatan müdafaasına sadık kalmış kısımlarından ve emekçi köylü kitleleri arasından toplanan kişilerden oluşturulmuştur.

Biz bu orduyu kurarken, yalnızca bir tek amaç güttük.

Bu da, bu ordunun sultan ordusu değil, halk ordusu olması, ayrı ayrı şahısların değil, bütün halkın menfaatlarını savunmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk - 4 Ocak 1922

Türk ordusu hakkında

Atatürk'ün, Frunze ve Sovyet delegasyonuyla ikinci görüşmesinden...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 12. Cilt, s.205

İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı!

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Şubat 1938

Tamburi Selahattin'in tamburunun akortunu düzeltirken bir teli koparması üzerine Atatürk'ün söyledikleri.

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu anlatıyor:

Tamburi Selahattin çalarken Atatürk pek enginlere dalmıştı. Birdenbire ürperir gibi oldu. Selahattin'e işaret etti: 'Dur' diye bağırdı. 'Bu akort bozuk... La ve si kulağıma yabancı geliyor. Ver bana tamburu.'

Selahattin hürmetle doğruldu ve bir mihraba mukaddes bir kitap koyar gibi tamburunu Şefin asabî parmakları arasına bıraktı. Bu parmaklar teller üzerinde bir iki dolaştı. Sonra mandallardan bir ikisini sıkıştırdı. Fakat üçüncü bir hareket Şefin dudaklarında bir hayret nidası çıkarttı:

'Vaaay!..'

La teli mi, si teli mi, hangisiyse işte biri kopuvermişti.

'Ne yapacağız şimdi? Başka tel yok mu?'

'Yanımda yok, fakat otelde var!

'Güzel... getirt.'

Yüzünde komşu çocuğunun oyuncağıyla oynarken kazaen oyuncağı kırmış bir yavrunun masum hicabı belirdi.

Vaziyeti korumak ister gibi, hatta hatasının affedilmesini istiyormuş gibi etrafına bakındı.

Orgeneral Cebesoy'a hitap etti:

'İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı.'

Fakat bu derece tevazuu da kendine yediremedi. Ani bir rücu ile:

'Mamafih...' dedi,' hepiniz de farkına vardınız ki akordu bozuktu'."

Kaynak: Can Dündar - Sarı Zeybek, s.13

Şunu bilmenizi isterdim ki biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk - 1919

ABD Başkanı Woodrow Wilson 1 Ağustos 1919'da Tümgeneral James Harbord başkanlığında askeri bir heyeti Anadolu ve Kafkaslardaki durumu incelemek üzere İstanbul'a gönderdi.

Bu heyet Sivas'a da geldi ve Kuvay-i Milliyecilerle görüştü.

Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşen Amerikalı general James Harbord ona şöyle dedi:

"Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya, müttefiklerinizle dört yıl harp eƫtiniz, yenildiniz. Dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir millettin intihar ettiğini mi göreceğiz?"

Atatürk ise ona aynen görselde yazılı sözleri söyler.

Bunun üzerine Harbord ayağa kalkar ve: "Biz de olsak öyle yapardık" diye cevap verir.

Kaynak: Falih Rıfkı Atay, Çankaya s.294-295

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında