Yıllar
Konular
Favoriler

Bence bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşkünlüğüyle alakadar olan en mühim etken, milletin ekonomisidir.

Bu, tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bir hakikattir.

Bu hakikat bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde de tamamıyla görünmektedir.

Türk tarihi incelenirse birçok sebeplerin başında bütün yükselme ve çökme sebebinin ekonomi meselesinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.

Bu münasebetle diyebiliriz ki, Türkiye Cumhuriyeti'ni layık olduğu mertebeye çıkarabilmek için ekonomimize birinci derecede önem vermek lazımdır; zamanımızın bir ekonomi devri olduğu düşünülürse bu önemin derecesi kolaylıkla meydana çıkar.

Mustafa Kemal Atatürk - 1930
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Tarih hakkında sorular ve cevaplar

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 24. Cilt, s.17-18

Biliyorsunuz, ben Makedonyalıyım. Selanik'te çocukluğumdan beri milletinizin çocuklarıyla tanıştım, dostluk ettim. Onlardan da aynı karşılığı gördüm ve şunu da sezdim ki, her iki milletin çocuklarında birbirlerine karşı daha fazla ve daha özel mahiyette bir yakınlık ve sokulganlık vardır.

Demek istiyorum ki, daha o yaşlardan beri milletinize muhabbetim vardır. Bu tabii eğilime bakarak her iki milletin daima birbirine yakın dost olmasını ve öyle kalmasını daha gençliğimden düşünmüştüm.

Daha sonra hadiselerin zorlaması dolayısıyla ayrı ayrı saflarda bulunduğumuz zamanlarda dahi, fırsat çıktıkça temas ettiğim subaylarınıza, bu ayrılığın geçici olduğunu, esasta, dikkatle bakılacak olursa bu iki milletin birbirine dost olması her ikisinin de büyük ve hayati menfaatları gereği bulunduğunu, zamanla bu hakikatin anlaşılacağı­nı ve bu dostluğun kurulacağını ve daima buna çalışmanın uygun olacağını söylemi­şimdir.

Mustafa Kemal Atatürk - 19 Ekim 1937

Atatürk'ün Yunanistan elçisi Metaksas'la yaptığı görüşmede söyledikleri.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 30. Cilt, s.48

Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye layık olurlar. Çünkü bunlar hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı istememeye karar vermiş kimselerdir.

Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir.

Mustafa Kemal Atatürk

Affetmek Hakkında

Kaynak: Hasan Rıza Soyak - Atatürk'ten Hatıralar I, 34

Sahip olduğum bütün nakit ve hisse senetleri ile Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul mallarımı Cumhuriyet Halk Partisi'ne aşağıdaki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:

1- Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2 - Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e sekiz yüz, Sabiha Gökçen'e altı yüz, Ülkü'ye iki yüz lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3- S. Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4- Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5- İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini tamamlamak için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6 - Her sene nemadan artan miktar yan yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Eylül 1938

Atatürk vasiyetini notere teslim ediyor.

Atatürk, Hasan Rıza Soyak'tan tüm mallarının listesini yapmasını ve kaba taslak bir vasiyet hazırlamasını ister.

Hasan Rıza Soyak vasiyeti hazırladıktan sonra Atatürk'e sunar. Atatürk vasiyeti inceler ve bazı düzeltmeler yapar.

Hasan Rıza Soyak, taslakta, Atatürk'ün kızkardeşi Makbule ve manevi kızlarına *vefatlarına kadar* şu kadar aylık verilecek yazmıştı.

Atatürk çok ince bir düşünceyle, *vefatlarına kadar* ibaresini *yaşadıkları müddetçe* olarak değiştirdi.

Atatürk'e göre yaşamak esastı. Bir vasiyetnamede olsun, bir insanın ölümünden bahsetmeyi nezakete uygun bulmuyordu.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 30. Cilt, s.266

Bu ordu sultanın ordusu idi ve onun iradesini yerine getirir, yalnızca onu tanırdı. Bu ordu günde üç kez, "Padişahım çok yaşa!" diye bağırmak zorundaydı.

Yeni orduyu tamamen yeni prensipler ve temeller üzerine kurduk. Bu ordu, eski ordunun halkın davasına, vatan müdafaasına sadık kalmış kısımlarından ve emekçi köylü kitleleri arasından toplanan kişilerden oluşturulmuştur.

Biz bu orduyu kurarken, yalnızca bir tek amaç güttük.

Bu da, bu ordunun sultan ordusu değil, halk ordusu olması, ayrı ayrı şahısların değil, bütün halkın menfaatlarını savunmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk - 4 Ocak 1922

Türk ordusu hakkında

Atatürk'ün, Frunze ve Sovyet delegasyonuyla ikinci görüşmesinden...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 12. Cilt, s.205

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında