Yıllar
Konular
Favoriler

Bazı yerlerde çok fena hapishaneler görülmüştür.

Denizli'de birkaç yüz mahpus, ancak diz dize oturabilecek kadar dar ve fena bir yerde ömür sürmeye mahkumdu.

İyi hapishaneler yapılması masraf ve zaman işi olmakla beraber, bir mahpus için en az lazım olan satıh ve hacim sıhhiyecce tespit edilerek bu izdihamın her yerde önlenmesi mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk - 1931
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün 26 Ocak-2 Mart 1931 yılında yaptığı yurtiçi gezisinden notları.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 25. Cilt, s.36

Ben, büyük İsmet İnönü'nün karşısında bulunmakla mutlandığı manzaradan manen değilse bile maddeten uzak bulunmuş olmaktan üzüntü duymadığımı söyleyemem.

Ancak şununla teselli bulmaktayım ki, senin, hakikati, asaleti, millet ve devlet için gönülleri ateşlileri benim kadar ve belki benden daha parlak görür olduğunu bildiğimdir.

Mustafa Kemal Atatürk - 11 Aralık 1935

Atatürk'ün İsmet İnönü'ye yazdığın telgraf.

Mutlanmak kelimesi "mutluluk duymak" anlamına geliyor.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 28. Cilt, s.140

Uzun bir zamandan beri kendisiyle haberleşiyor olmakla teselli bulduğum bir kişinin sessizliğiyle, haberleşmedeki ilgisizliğini görmekle azap duyuyordum.

Bugün o uzun süren sessizliği bozan bir mektubun gelmesi vicdan azabımı dindirdi.

Bir mektup... Evet; birkaç satırlık bir kağıt parçası...

Fakat sevilen bir kalbin sevgi akışlarının yansıdığı bir ruhun hatırlandığı sahne olduğu için sonsuz önemi vardır.

Mustafa Kemal Atatürk - 16 Mart 1904

Atatürk'ün not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.21

Biliyorsunuz, bir düşmanı­mız var. Bu düşmanın topraklarımızda gözü var. Korkumuz yok. Her zaman için, onu cesaretle karşılayabilir ve bu topraklarda boğabiliriz; bundan zerre kadar şüphemiz yoktur.

Ancak sizden bir ricam var: Arkadaşlar, Türk Ocaklarının başlıca iştigal mevzularından biri, inkılabımızdır. Bu, şu şekilde prensipleştirilmiştir: Terbiye ya milli olur, ya dini olur. Biz, dini terbiyeyi aileye bıraktık. Milli terbiyeyi de devlete aldık.

Mekteplerimizde ve bütün kültür müesseselerimizde milli terbiye esas kabul edilmiştir.

Tuttuğumuz yol budur: Çocuk, dini terbiyesini ailesinden alacaktır. Bu arada, İlahiyat Fakültesi gibi, dini terbiyeyi takviye edecek müesseseler de kurmak üzereyiz. Fakat bu, zaman meselesidir.

Halbuki, inkılabımızın tam dönüm anında topraklarımıza göz dikerek saldırmak isteyen düşmanın, dini ele alarak birçok fitne ve fesatla halkı aldatmaya kalkıp, türlü entrikalar çevirmekten çekinmeyeceği de muhakkaktır.

Biliyor musunuz ki, Mussolini peşindekilerle buraya gelirse, nasıl gelecektir?

Önünde dervişler, hacılar hocalarla gelecektir. Din adamlarını elinde silah olarak kullanacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 28 Nisan 1927

Tevfik Noyan anlatıyor:

1927 senesinde idi. Türk Ocaklarının en verimli devri. 23 Nisan'da, Ankara'da, Türk Ocaklarının mutat toplantısı vardı.

Aynı günlerde, Laros'ta büyük yığınak yapan Mussolini'nin, Romalıların ilk ayak bastıkları Anadolu kıyılarında, Anamur ve Antalya havalisine saldıracağı söylentileri kuvvetle yayılıyordu.

Hükü­met de, her ihtimale karşı tedbirli bulunmak maksadıyla kısmi seferberlik ilan etmişti. Zafer neşesiyle çalkalanan bütün Anadolu, bu seferberlik davetine özlemle koşarak icabet ediyordu.

Askerlik şubeleri muameleleri yetiştirmekte güçlük çekiyordu. Toprak, bayrak ve millet sevgisi bütün kalpleri sarmıştı. Bu, Mussolini'nin hülyalarına, muhtemel teşebbüsüne karşı idi.

Fakat o sırada, beyaz atına binerek, bir serdar azamet ve edasıyla, iileme meydan okuya okuya Roma sokaklarında gösteriler yapan Mussolini, uğradığı bir tecavüzle burnundan yaralanmış ve yine caka satıp, tehditler savurmak üzere Trablusgarp'a gitmişti.

Türk Ocaklarının kurultayı da bugünlere tesadüf ediyordu. Türkiye'nin her tarafından gelen üç yüz kadar delegenin iştirakiyle toplanan Kurultay, Türk milletinin şahlanmış millet sevgisini heyecanla temsil ve bütün dünyaya bunu telkin ediyordu.

Gösterilen arzu üzerine, Mustafa Kemal Paşa da, Kurultay üyelerini Büyük Millet Meclisi'ndeki salonunda kabul etti ve delege olmayanlarla gazetecilerin salondan çıkmaları nezaketle hissettirildi.

Böylece salonda yalnız delegeler kalınca kapılar kapandı. Ve Atatürk bu sözleri söyledi.

Bu sözlerden hemen sonra söyledikleri için bkz (Gizli yobazlar)

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 18. Cilt, s.182

Askerimizin çoğu, herhalde İzmir'e gitmek istediği için, deniz kıyısına varmadıkça kanmamış, durmamıştır. Çünkü ona verilen emir, "Akdeniz'e!" idi.

Türk askerinin sinesi yalnız azim ve inançla doludur. O, göründüğü gibi perişan değildir. O, kabuğu siyah ve içi bembeyaz olan kestaneye benzer; yani bir cevherdir. Onunla hasbıhal ederseniz, onun mayasını, tabiatını anlar, öğrenirsiniz; fakat biliniz ki, o herkese de açılmaz.

Derdine aşina çıkabilirseniz görürsünüz ki, cahil sandığınız o "Mehmet" neler bilir, kalbinde ne büyük emeller, fikirler besler! Onun için iddia ederim ve son hakikatle ispat ediyorum ki, harpte zafer, azim ve inancı kuvvetli olan tarafındır! Ve biz onunla muzaffer olduk. İşte siz gençler, onu takviye ediniz.

Mustafa Kemal Atatürk - 21 Ekim 1922

Atatürk'ün, Bursa'da İstanbullu gençlere yaptığı konuşmadan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.27

Veritabanında
718 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında