Son günlerde Hatay meselesi beni çok işgal etti, yordu, üzdü.
Aynı arkadaşlar, aynı sofra, ancak Hatay işi dil işini geri bıraktı. Kafam yalnız onunla meşgul.
Atatürk'ün, Cenevre'deki Afet İnan'a mektubu
İstanbul'a benden çok çok selam. Yakında birbirimizi kucaklarız.
Atatürk'ün İstanbul'da yayınlanan Vakit Gazetesi başyazarına verdiği demeçten.
İstanbul, 1 yıl sonra, 6 Ekim 1923'de kurtuldu.
Atatürk, cumhuriyetin kuruluşundan sonra İstanbul'u ilk kez 1 Temmuz 1927’de ziyaret edebildi.
Kıymet verdiğiniz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk!
Atatürk'ün Bitlis ve Muş'u ele geçirip "Altın Kılıç" madalyası aldıktan sonra Madam Corinne'e yazdığı mektuptan
Siz milliyetçi zümre, halkla konuştuğunuz vakit yüksek sesle söylemeyi unutmayınız.
Yüksek ses, inancın ifadesi olduğu vakit tesir yapmaktan geri kalmaz.
Yolunda çalıştığımız büyük mefkureyi halkın kalbinde bir fikir halinden, bir his haline geçirmelisiniz.
Demokrasinin ne olduğunu halka anlatmak ,bilhassa sizin vazifenizdir. Birtakım kelimeler var ki, sık sık telaffuz edildiği halde, hatta aydınlarımız arasında onu tamamıyla anlayanlar çok değildir.
Halkçılığın ne olduğunu, esasları neden ibaret bulunduğunu, halkçıların halka karşı ne gibi vazifeler üstlenmek mecburiyetinde kalacaklarını madde madde izah etmek lazımdır.
Cumhuriyet'i, onun icaplarını yüksek sesle anlatınız. Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz.
Atatürk'ün, İstanbul'da Türk Ocağı'na yaptığı ziyaret sırasında konuşması
O, geçmişse hata etmiş. Bir milletin istiklalinin timsali olan bayrak çiğnenmez! Ben onun hatasını tekrar edemem.
9 Eylül 1922'de İzmir kurtarıldıktan bir gün sonra, Atatürk, kalmak için Karşıyaka'daki İplikçizade Köşkü'ne girer.
Kalabalık, Atatürk'ün çiğnemesi için köşkün girişine bir Yunan bayrağı sermiştir.
Atatürk durumu sorduğu zaman, Yunan Kralının bu köşke Türk bayrağını çiğneyerek girdiğini anlatırlar ve aynısını yapmasını isterler.
Atatürk bunu şiddetle reddeder ve bu sözleri söyler.
2. Görsel: Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Mustafa Kemal'in yaveri Salih Bozok ve Atatürk'ün emir çavuşu Ali Metin (önde oturan) arabayla İzmir'e geliyor. 10 Eylül 1922
