Cesaret gösteren ve tehlikeye atılan kazanır.
Kuvvetli olduğu halde başarıdan ümidini kesen, yerinden hareket edemeyen ve düşmanın hücum etmesini bekleyen herhalde mağlup olur.
Bir komutan, birliklerin emniyetini sağladıktan sonra düşmanı mağlup edeceğim demeli, mağlubiyet korkusunu hiç aklına getirmemeli; bu bağlamda Napolyon’u taklit etmelidir.
Korkak kalp daima mağluptur.
Atatürk'ün 1902-1905 yılları arasında Harp Akademisi'nde okurken 1897 Türk-Yunan savaşı hakkındaki notlarından.
Notlarda herhangi bir tarih kaydı bulunmuyor.
Bizzat Anadolu içerlerinde yaptığım seyahatlerimde gördüm ki, biz Türkler misafirlerimizi ağırlamak için verdiğimiz ziyafetlerde çok adette yemek yapıyoruz.
Bu, iktisada aykırı olduğu gibi, takdir buyurursunuz ki, sıhhate de zararlıdır.
Milletimizin misafirperverlikteki bu yüksek hasletini makul bir hadde çevirmeyi hepimiz vazife saymalıyız.
Atatürk'ün, Bursa'daki lokantacılara yaptığı konuşmadan.
Kayıtsız şartsız Rus tabiiyeti demek olan dahildeki komünizm teşkilatı gaye itibariyle tamamen bizim aleyhimizdedir.
Gizli komünizm teşkilatını her surette durdurmak ve tebit etmek mecburiyetindeyiz.
Atatürk'ün Batı Cephesi Kumandanı Ali Fuat Paşa'ya yazdığı telgraf
Görülüyor ki, yeni Türkiye devletinin teşekkülünden evvel millet hiçbir vakit kendi tarihine, kendi hayatına, kendi refah ve saadet vasıtalarına sahip olamamıştı. Hatta bu, kendisine düşündürülmemişti bile.
Sanki milletin vazifesi, herhangi bir padişahın hırs ve hevesini, herhangi bir serdarın geniş ve şaşalı hayatını temin için sürüler halinde şuraya buraya gitmekten ibaretti. Fakat bugün böyle değildir.
Bugün bütün halk, hepimiz benliğimizin idrakindeyiz.
Mukadderatımıza hakim bulunuyoruz. Tekrar Viyana'ya gitmek, Mısır'ı fethetmek, Hindistan'da imparatorluk kurmak gibi hayallere kapılacak kimse kalmamıştır.
Bütün dimağımızı, mesaimizi bu memleketin ümranına, refahına hasr ve tahsis edeceğiz. Gayemiz budur ve bu gaye için mevcudiyetimizi bile ortaya atmaya hazırız.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Özgürlükten doğan bunalımlar ne kadar büyük olursa olsun, hiç bir zaman fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.
