Ben ordunun kayıtsız şartsız, bütün sırlarıyla, Alman askeri heyetine verilmesinden ve teslim edilmesinden çok üzgündüm.
Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu vakayı öğrendiğim vakit, sesimin erişebileceği makamlara kadar itirazlarda bulunmayı vazife saymıştım.
İtirazlarıma hiç kimse cevap vermedi, cevap vermeye lüzum dahi görmedi.
tatürk'ün 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan 1. Dünya Savaşı hatıralarından.
Masum ve cahil insanları yüzlerce allaha taptırmak veya allahları belli gruplarda toplamak ve en nihayet bir allah kabul ettirmek, siyasetin doğurduğu neticelerdir.
Atatürk'ün yazdığı "İnsan Tarihine Giriş" isimli kitaptan
Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım.
Milletin teveccühünü daima dayanak noktası kabul ederek hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.
Atatürk'ün cumhuriyetin ilanı ve cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra meclis kürsüsünde yaptığı konuşmadan.
Ermeniler aleyhine kazanılan Sarıkamış muzafferiyeti, temin ettiği askeri ve iktisadi menfaatlerden başka, Doğu'daki siyasi vaziyeti de lehimizde geliştirecek mahiyettedir.
Vaki olan harekatın sürat ve intizamı ile muvaffakiyeti şükran ve takdirle yad olunur.
878 Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılan Sarıkamış'ın 42 yıl sonra, 29 Eylül 1920'de ele geçirilmesinin ardından Atatürk'ün Doğu Cephesi Komutanlığı'na yazdığı telgraftan
Kuva-yi Milliye, namuslu bir insanın yastığının altindaki tabancaya benzer.
Namusunu koruması için, herhangi bir ümidi kalmadığı zamanda hiç değilse intihara yarar.
Atatürk'ün kendisine "Paşam, memleket işgal edilmiş, ordu tümüyle dağılmış, büyük devletler bizim sonumuzu görüşüyorlar. Galip devletlerin kuvvetli orduları ve donanmaları karşısında kurmak istediğiniz Kuva-yi Milliye neye yarar?" diye soran bir şahsa verdiği cevap.
