Deliler, sarhoşlardan korkar!
Atatürk'ün "Türkiye'yi bir düzine sarhoş idare ediyor" diyen Mussolini'ye cevabı. Atatürk, Mussolini'ye "palyaço" derdi.
Mussolini, İtalya'da başbakan olduğu (1922) günden beri Türkiye'yi rahatsız etmeye başladı.
Sahillerimize yakın Meis ve Rodos adalarında askeri top arabasının üzerine çıkıp, yumruklarını sıkıp Türk sahillerini işaret ederek "Atalarınızın cennet topraklarında şimdi çobanlar oturuyor, mukaddes topraklar sizleri bekliyor" diye bağırırdı.
Atatürk ise buna karşılık Ege'de tatbikat yaptırıyordu ve bu tatbikatlar 15 milyon liralık gideriyle fakir ülkenin sırtına büyük bir yük bindiriyordu.
Atatürk bir gece karanlıkta bir Türk torpidosuna binerek İtalya sahillerine gitmiş, askeri üsleri gözden geçirmiş ve ülkeye geri dönmüştü.
Bugünkü Polis Genel Müdürü, düşmüş olan millet haini kabinenin ve adamlarının yegane koruyucusudur.
Bu zat, muhaliflere, yani millet düşmanı olanlara bugün bir sığınak ve dayanak teşkil etmektedir.
Atatürk'ün Harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya yolladığı telgraftan...
Burada adı geçen Polis Genel Müdürü Nurettin Bey, Damat Ferit Hükümeti tarafından 31 Mart 1919 tarihinde göreve getirilmişti ve görevi süresince Millî Mücadele’ye karşı çıkmış, aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin de koruyuculuğunu yapmıştı.
23 Temmuz 1919 tarihinde siyasi partilerle, cemiyetler ve üniversite öğrencileri Sultanahmet Meydanı’nda Atatürk ve Kuva-i Milliye düşmanı Damat Ferit aleyhine bir protesto mitingi yapmak istemişlerdi.
Ancak, Nurettin Bey’in emriyle polisler toplanan kalabalığı döverek dağıtmıştı.
Türk polisinin büyük bir kısmı Millî Mücadele saflarında yer alırken göreceli olarak azınlık bir kısmı bu mücadeleye karşı çıktı. Nurettin Bey de onlardan biriydi.
Onun gibi hainlere rağmen Türk Polisi’nin Millî Mücadele’de fedakârca bir mücadele sergilediği, ülkenin kurtuluşu için elinden gelen gayreti gösterdiği ve gerektiğinde canını feda etmekten çekinmediği görülmekte.
Bilhassa İstanbul Polisi, Millî Mücadele’nin ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmat ile İstanbul’un işgalinden sonra vatanseverlerin Anadolu’ya kaçırılması için çok büyük gayret gösterdiler.
Ülkenin kurtuluşu için mücadele veren bütün cemiyet ve derneklere üye oldular ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin emirlerini yerine getirdiler.
Yalnız mevcut teşkilatlara katılmakla kalmayıp birçok yerde direnişin bizzat örgütleyicisi oldular ve halkı Millî Mücadele’ye katılmaları için cesaretlendirerek onlara önderlik ettiler.
Eşini mesut edebilecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır.
Bana bakmayınız. Bu meselede örnek İsmet Paşa'dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonradan anladım ki, bu iş benim başarabileceğim iş değilmiş.
Millete dost görünüp de ilk fırsatta iktidar mevkiine geçtikten sonra onun hakiki ihtiyaçlarını düşünecek yerde, memleketi kendi istediği yolda götüren, laf anlamayan, yetkililerin uyarılarına kulak asmayan, millette mevcut kuvvetleri şahsına bağlamaya çalışan kahraman yüzlü insanlardan hayli zarar çekildi.
Atatürk'ün Amasya‘da Tasvir-i Efkar muhabiri Ruşen Eşref Ünaydın'la yaptığı mülakattan.
Umutsuz olmayınız, zira gelecek, arzu ve imanı olana vaat olunmuştur.
Atatürk'ün Macar Millet Meclisi'ne yaptığı konuşmadan.
Romalı yazar Virgil'in, Aeneid kitabında buna çok benzer sözü bulunur: Talih, cesurların yanındadır.
