Tabiat önünde insan bir hiç, ama hiç!
Doğa hakkında
Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.
Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.
Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
Efendiler; Azerbaycan'dan buraya bazı kuvvetlerin geleceğinden bahsolununca ne lüzumu var, biz kafi kuvvetlere sahibiz zemininde bazı sözler söylendiğini işittim.
Gelmekte olduğundan bahsedilen kuvvet ise bizim kuvvetimizi pek çok artırmaz.
Fakat yalnız Doğu ve İslam aleminin mukadderatımızla ne kadar yakından alakadar olduğunu göstereceği için bizce kıymetlidir.
Atatürk'ün Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşma
Geçen gün bana zırhlı müdafaa hatlarından bahsediliyordu. Faraza Majino'dan. Benim kanaatim belki biraz aykırı düşecek ama. Israr ederim ki bu hatların faydasına inanamıyorum.
Zira harbi insan yapar. Dolayısıyla insanın toprak üstünde bulunması lazımdır. Köstebek gibi toprak altında, beton borularda veya zırhlı kulelerde oturtulacak bir kuvvet, evvelden harp harici edilmiş bir kuvvet sayılmalıdır.
Manevra kabiliyetini kendi kendine imha eden bir ordu bir harpte mağlubiyetten başka ne kazanabilir, bilmem.
Atatürk'ün Maginot vb zırhlı savunma hatları hakkındaki düşünceleri
Medeni hukukta, aile hukukunda takip edeceğimiz yol ancak medeniyet yolu olacaktır.
Hukukta idare-i maslahat ve hurafelere bağlılık, milletleri uyanmaktan men eden en ağır bir kabustur.
Türk milleti, üzerinde kabus bulunduramaz!
TBMM 2. Devre, 2. Toplanma Yılı açılış konuşması.
