Eskişehir'in düşmesi acıdır; fakat bu düşüş sıfırdır. Maksat ordudur. Ordu ayaktadır; yenilmemiştir; onu bu gece Porsuk gerisine çekebilirlerse, düşmanın bizimle temasını kesebilirlerse, mesele yoktur.
Çekebileceklerdir, kesebileceklerdir. Çekiliş iyi idare ediliyor. Düşmanı bir ay oyalayabilelim, sonra behemahal mahvedeceğim.
Atatürk'ün Eskişehir-Kütahya Muharebesi'nden sonra sözleri
Milli müfrezeler sabit ve seyyar olmak üzere iki türlüdür.
Genellikle mücadele ve emniyet ve asayişi temin ve idame icabında ordunun harekatını kolaylaştırma maksadıyla seyyar müfrezeler teşkil olunur.
Bundan başka eşkıyanın taarruzundan ve Müslüman olmayan unsurların ihtilal ve tecavüzlerinden kasaba ve köyleri muhafaza ve müdafaa için mahalle, köy ve mıntıkalarda sabit müfrezeler vücuda getirilir.
Gördüğünüz gibi düşman sadece İngiliz, Fransız ve Yunan orduları değildi. 1919 yılında Anadolu tam bir anarşi yuvasıydı.
Köylere saldıran eşkiyalardan tutan, Müslüman Türklere saldıran azınlık unsurlara kadar ne ararsan vardı.
Atatürk böyle bir ortamdan ülkeyi kurtardı.
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Teşkilat Nizamnamesine Ek
Bir özlem duyuyorum içimde. Büyük bir özlem. Sevdiğim vatanımın bir köşesinde, şöyle ağaçlardan etrafın, hatta ve hatta gökyüzünün bile görülmediği bir köşesinde planını kendimin çizeceği küçük, mütevazı bir ev olsun istiyorum.
Gideyim oraya, çiçeklerle uğraşayım. kuşlarla uğraşayım, ağaçlarla haşır neşir olayım.
Tıpkı mutlu sade yurttaşlarım gibi yaşayıp gideyim öylece. Acaba bu mümkün olabilecek mi?
1938 yılı, 30 Ağustos'a birkaç gün kala manevi kızı Sabiha Gökçen'le sohbetinden
Askerin partisi olur mu?
Olmaz.
Asker, askerdir!
Atatürk, annesine sorar: Anne, sen hangi partidensin?
Annesi cevap verir: Siyasetten ben anlamam. Sen bilirsin. Senin partindenim.
Bunun üzerine Atatürk görseldeki sözleri söyler.
Bir millet medeni hissiyatını hakikaten ifade edebilecek bir derecede edebiyatını, müziğini ıslah edemezse, o milletin medeniyet sahasına dahil olduğu kabul edilemez.
