Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddi ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum.
Atatürk'ün Kastamonu'da halka yaptığı konuşmadan
İstanbul'dakiler, rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış! Hakları yok ya.
Çünkü ben onların her birini bir harp meydanında, bir hizmet mukabili kazanmıştım. Salonlarda, saraylarda değil!
Hadi kordonumu alsınlar; o sarayındı.
Varsın alsınlar! Ancak, bunu vermem!
Bunu benden kimse alamaz. Bunu, Anafartalar'da harp meydanında, ateşin karşısında benim göğsüme taktılar.
Atatürk'ün Sivas Kongresi'ne giderken arabada arkadaşlarına söyledikleri...
İkinci görselde Atatürk'e 3 Eylül 1917'de verilen 1884 tarihli Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası'nın orijinali görülüyor. Madalyayı Anıtkabir müzesinde görebilirsiniz.
Madalyanın arkasında: "Devlet-i Aliyye-i Osmaniye uğrunda fevkalade sadakat ve şecaat ibraz edenlere mahsus madalyadır." yazmaktadır.
Milli hükümetimiz kahraman ordularımızın yiğitlik meydanlarında kazandığı üstünlüğün meyvesini Lozan Konferansı'nda aldı.
Yeni Türkiye Devleti'nin başarılı hükümeti önce yaptıklarıyla kendisini tanıttı, sonra bütün dünyada bağımsız ve bilinen adıyla varlığını ilan etti.
Türk tarihinde Türk Cumhuriyeti devrini açtı.
Son günlerde Hatay meselesi beni çok işgal etti, yordu, üzdü.
Aynı arkadaşlar, aynı sofra, ancak Hatay işi dil işini geri bıraktı. Kafam yalnız onunla meşgul.
Atatürk'ün, Cenevre'deki Afet İnan'a mektubu
En geniş manasında saldırı silahlarının tamamen kaldırılması; yani bütün memleketlerin saldırı imkan ve kabiliyetlerinin büsbütün kaldırılmasını bekleyerek adım adım fakat süratle kaldırılması başından beri bağlı kaldığımız hedeftir.
1933 yılında savaşsız, silahsız bir dünya isteyen bir lider...
Atatürk'ün ABD başkanı Franklin Roosevelt'te yazdığı mektuptan...
