Tanınmış birçok aydının kitabını okudum, hemen hepsi "hayat: insan dünyaya ağlayarak gelir, ağlayarak gider; ikisinin arası da ızdırap doludur" diyor.
Kendi kendime "o halde hayat manasız, kıymetsiz bir şeydir" dedim.
Bu sırada elime başka bir aydının kitabı geçti. Hayatı diğerleri gibi tarif ediyor, yalnız "ikisinin ortası ızdırap arasında neşeli vakitleri kendilerine temin edenler mesut kimselerdir" diyor.
Fert olsun, millet olsun neşeyi elden bırakmamalıdır. Neşe enerji kaynağıdır; neşesiz bir milletin yaşamaya hakkı yoktur.
İşte akşamları masama topladığım kişilerle geçirdiğim tatlı saatler, o aydının bildirdiği gibi mesut anlarımdır.
Bununla milletime örnek olmak istiyorum. Neşesini bırakmamalıdır.
Neşe hakkında
Büyük Taarruz'a karar verdiğim zaman İsmet Paşa'ya "göreceksin, neler olacak" demiştim.
Şimdi size söylüyorum, "göreceksiniz, neler olacak!"
Yeni harflerin kabulü ve tatbiki hakkında
Şikayetlerinizde haksız değilsiniz, ama milletvekillerinden birtakımının nasıl fesatlıklar çevirdiklerini, birtakımının da İstanbul hükümeti tarafını tuttuklarını bilmiyorsunuz.
Çoktan beri çıkarmaya çalıştığımız İhanet-i Vataniyye Kanunu'nu meclisten geçirinceye kadar göbeğimiz çatladı.
Karşı taraf da çalışmalarımızı felce uğratmak için her şeyi yapıyor.
Son fetvaları ve fesatları ile az çok edindiğimiz kuvvetleri dağıtmışlardır.
Faaliyetlerimiz bu yüzden sekteye uğramıştır. Onun için sizi cepheden çağırmak zorunda kaldık.
Atatürk'ün Çerkez Ethem'e verdiği cevap. Bu vatanın nasıl güçlüklerle kurtarıldığının bir başka belgesi.
Milli Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük düşmanımız İngilizler veya Yunanlılar değildi. Türk milletinin genlerine işlemiş ihanet şebekesi süreki çalışıyordu.
Padişah ve İstanbul hükümeti, halkı Atatürk ve Kuvay-i Milliye aleyhine kışkırtıyordu. Kuvay-i Milliye'ye katılanların İslam'a, padişaha ve Allah'a isyan ettiğini söylüyorlardı.
Bu nedenle Kuvay-i Milliye'ye katılan binlerce asker Kuvay-i Milliye'den ayrıldı. Bir çoğu kendi komutanlarına isyan edip "din adına" komutanlarını öldürdü.
Padişah ve İngiltere destekli Anzavur isyanının temel amacı Mustafa Kemal'i ve direnişi yok etmekti. Anzavur Ahmet, Susurluk'a geldiğinde, halka seslenirken "Yanımda Kuran, göğsümde iman, elimde ferman, padişahınızın emri ile geldim" diye sözüne başlamıştı. Kısa sürede büyük bir güç haline geldiler ve Marmara bölgesinde isyan ettiler.
Çok büyük askeri sıkıntı yaşayan Mustafa Kemal, mecburen Çerkez Ethem'i çağırdı. Çerkez Ethem, isyanı bastırdıktan sonra Ankara'ya geldi ve "Anafartalar Kahramaının" karşısına geçip hesap sorar gibi: "Benim temel amacım Ankara'dakileri bir şeyler yaptırmaya alıştırmaktı. Belki bana yardım edersiniz diye. Sizin basit bir eşkiya çetesini bile yenebilmekten aciz olduğunuzu anlamıştım".
Atatürk ise kendisine görseldeki cevabı verir.
İnsanlıkta mutluluk, işte böyle insan oğullarının birbirine yaklaşması, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz his ve düşüncelerini birleştirmesiyle olacaktır.
Balkan Festivali'nde Balkan Milletlerinin Birliği Hakkında Nutuk
O millet aşkı ki, her şeye rağmen sinemizde sönmez bir kuvvet, metanet ve ateş kaynağıdır!
İstanbul gazetecilerine verilen yemek sırasında söyledikleri
