Tanınmış birçok aydının kitabını okudum, hemen hepsi "hayat: insan dünyaya ağlayarak gelir, ağlayarak gider; ikisinin arası da ızdırap doludur" diyor.
Kendi kendime "o halde hayat manasız, kıymetsiz bir şeydir" dedim.
Bu sırada elime başka bir aydının kitabı geçti. Hayatı diğerleri gibi tarif ediyor, yalnız "ikisinin ortası ızdırap arasında neşeli vakitleri kendilerine temin edenler mesut kimselerdir" diyor.
Fert olsun, millet olsun neşeyi elden bırakmamalıdır. Neşe enerji kaynağıdır; neşesiz bir milletin yaşamaya hakkı yoktur.
İşte akşamları masama topladığım kişilerle geçirdiğim tatlı saatler, o aydının bildirdiği gibi mesut anlarımdır.
Bununla milletime örnek olmak istiyorum. Neşesini bırakmamalıdır.
Neşe hakkında
Hacı Emin Efendi! Bu manzara benim için ve senin için ilk defa görülmüş değildir. Hatırlayınız ki, Deme'de İtalyanlarla yaptığımız birçok muharebede cephemizin bazı kısımlarındaki Araplar bugün gördüğünüz gibi kaçmışlardır.
Fakat bu kaçışlar bizim neticede başarılı olmamızı önleyememiştir. Müsterih olunuz, diğer kuvvetlerimiz tam bir metanetle düşman karşısında durmaktadırlar.
Şimdi bize düşen bu kaçanlara lanet etmek değil, onları tekrar toplayıp muharebeye sevk etmektir. Bunun için derhal tabancanızı çıkarınız ve maiyetinizde ve temasınızda bulunan bütün subaylara aynı yetkiyi verdiğimi tebliğ ediniz. Kaçanları vurunuz ve kuvvetlerinizi Kocadere'nin batısındaki dereye toplayınız.
Şimdi maiyetimde bulunan süvarileri de bu işe memur edeceğim, ben de bizzat sizin yanınıza geleceğim.
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında "Yazık ki bütün alayımız çil yavrusu gibi dağılarak muharebe meydanından firar etmişlerdir" diyen 77. Alay Birinci Tabur Kumandanı Binbaşı Hacı Emin Efendi'ye verdiği cevap.
Arıburnu Muharebeleri Raporu
Her şeye rağmen kesinlikle bir aydınlığa doğru yürümekteyiz.
Bende bu inancı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve gerçek aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.
Atatürk'ün Ruşen Eşref Ünaydın'a 24 Mayıs 1918'de hediye ettiği fotoğrafın üzerine yazdığı yazı.
Dikkat edilmesi gereken nokta, Atatürk bu yazıyı 1. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, Osmanlı bozguna uğramak üzereyken yazmıştı.
Resmi hediye ettikten bir gün sonra böbrek rahatsızlığı yüzünden Avusturya'ya tedavi olmaya gitti.
Atatürk, yıllar sonra resmi Ruşen Eşref'in evinde gördüğünde gülerek "İyi yazmışım" diyecekti.
Ruşen Eşref Ünaydın'ın soyadı ise bizzat Atatürk tarafından kendisine verilmiş ve bu sözdeki "aydınlıktan" gelmektedir.
Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz? Bunu tarif güçtür.
Millet sevgisi kadar büyük mükafat yoktur. İstiklal Harbi'nde benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim.
Fakat bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim.
Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim; aranacak olursa doğrusu da budur.
Vatan sevgisi ve Türk milleti hakkında...
