Tanınmış birçok aydının kitabını okudum, hemen hepsi "hayat: insan dünyaya ağlayarak gelir, ağlayarak gider; ikisinin arası da ızdırap doludur" diyor.
Kendi kendime "o halde hayat manasız, kıymetsiz bir şeydir" dedim.
Bu sırada elime başka bir aydının kitabı geçti. Hayatı diğerleri gibi tarif ediyor, yalnız "ikisinin ortası ızdırap arasında neşeli vakitleri kendilerine temin edenler mesut kimselerdir" diyor.
Fert olsun, millet olsun neşeyi elden bırakmamalıdır. Neşe enerji kaynağıdır; neşesiz bir milletin yaşamaya hakkı yoktur.
İşte akşamları masama topladığım kişilerle geçirdiğim tatlı saatler, o aydının bildirdiği gibi mesut anlarımdır.
Bununla milletime örnek olmak istiyorum. Neşesini bırakmamalıdır.
Neşe hakkında
1919 senesi Mayıs'ının 19. günü Samsun'a çıktım. Genel vaziyet ve manzara:
Osmanlı devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi'de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış.
Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi'ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta.
Damat Ferit Paşa'nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...
Efendiler! Geleceğini, kendisini zincire vuran şahıslara terk eden milletler, o şahısların keyif ve emellerine oyuncak olmaya karar vermiş, razı olmuş sayılırlar.
Bu türlü milletler, talihlerini ellerine bıraktığı insanlar başarılı oldukça o insanların daha kuvvetli baskısı altında kalırlar.
Başarılı olmazlarsa, felaket, yıkım yalnız o insanların değil, onlara tabi olan toplumun başına gelir.
O halde her iki ihtimalde de böyle bir millet felakete maruz ve mahkumdur.
Atatürk'ün Sovyet delegasyonu üyesi Frunze'nin verdiği yemekte yaptığı konuşmadan...
Amele ve işçilerin hayat ve hakları ve menfaatleri çiftçiler ve diğer vatandaşlar gibi aynı derecede önemli görülerek icapları nazarı dikkatte tutulur.
Buna karşılık Türk amelesinin milletlerarası fikirlerden uzak milliyetperverliğe bağlılıkları esastır.
İşçi hakları hakkında
Atatürk'ün 26 Ocak-2 Mart 1931 tarihleri arasında yaptığı yurtiçi gezisinden notları.
Her devirde. her memlekette ve her zaman ortaya çıktığı gibi, bizde de kalp ve sinirleri zayıf, anlayışsız insanlarla beraber, vatansız ve aynı zamanda şahsi refah ve menfaatini vatan ve milletinin zararında arayan sefiller de vardır.
