Siyasi ve toplumsal hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın saadeti ve prestiji bakımından elzem olduğuna eminim.
Atatürk'ün Yıldız/İstanbul'da Kadınlara oy hakkı temini için toplanan Arsıulusal Kadınlar Birliği 12. Kongresi'ne yolladığı telgraftan...
Arazi müsait olmadığından hayvanları bırakarak yaya olarak Conkbayırı'na vardık. Bu sırada Conkbayırı'nın güneyindeki 261 rakımlı tepeden Conkbayırı'na doğru 27. Alaydan sahilin gözetlenmesi ve kollanması göreviyle oralarda bulunan bir müfrezenin erlerinin Conkbayırı'na doğru kaçmakta olduklarını gördüm.
Bizzat bu erlerin önüne çıkarak "Niçin kaçıyorsunuz?" dedim.
"Efendim düşman!" dediler.
"Nerede?" dedim.
"İşte!" diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Hakikaten düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklamış ve tam bir serbestlikle ileri doğru yürüyordu. O zaman bu kaçan erlere bağırarak "Düşmandan kaçılmaz" dedim.
"Cephanemiz kalmadı" dediler.
"Cephaneniz yoksa süngünüz var" dedim. Ve bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım.
Yunan-Türk Pacte d'entente cordiale'ı çok doğru olarak işaret buyurduğunuz gibi Yakındoğu için bir barış ve sükun vasıtasıdır.
Bu suretle yalnız memleketlerimizin kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak aynı zamanda vazifelerini müdrik her devlet adamı tarafından en ziyade mukaddes tutulması ve inatla müdafaası lazım gelen ve davaların en yükseği olan barış davasına hizmet etmek suretiyle bu mıntıkadaki bütün milletlerin menfaatlarına da faydalı olacaktır.
Dolayısıyla hükümetlerimiz bu söz konusu antlaşmayı müzakere etmek ve iyi suretle neticelendirmekle iyi bir surette ilham kaynağı olmuşlardır. Kendilerini hararetle tebrik etmek isterim.
Atatürk'ün Atina'daki beşvekalet vekili Kondilis'e yolladığı telgraf.
Pacte d'entente cordiale yani "Samimi Uzlaşma Anlaşması" Türkiye ve Yunanistan arasında 14 Eylül 1933 tarihinde imzalandı.
Türkiye ile Yunanistan, 1930 yılında yaptıkları antlaşma ile temelini attıkları dostluk ilişkilerini daha ileri götürmek için 14 Eylül 1933’te, Yunanistan Başbakanı Çaldaris ile Dışişleri Bakanı Maksimos’un Ankara’yı ziyaretleri sırasında “Yürekten Uyuşma Paktı” (Pacte d’Entente Cordiale) imzalamışlardır. Yakın bir zamanda savaşmış olan iki ülke arasındaki Antlaşma, yeni kurulan Cumhuriyet’in çevresi ile uyumlu ve barış içinde olduğunu gösteren “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin en önemli örneklerinden biridir.
Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris, 10 Eylül 1933’te, Yunanistan donanmasına ait Helli Kruvazörü ile İstanbul’a geldi. İstanbul’da kendisine tahsis edilen özel bir tren ile 11 Eylül’de Ankara’ya geçen Panagis Tsaldaris, burada Başbakan İsmet İnönü tarafından resmi tören ile karşılandı ve Ankara ziyaretinin ilk gününde Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından kabul edildi. 14 Eylül’de ise Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk ve işbirliğini öngören Samimî Anlaşma Misakı’nın imza törenine katıldı.
Atatürk barışa öylesine önem veriyor ve bu uğurda öylesine mücadele ediyordu ki 1919 yılında Anadolu'yu işgal eden Yunanistan başbakanı Venizelos, Atatürk'ü 12 Ocak 1934'te Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermişti.
Bak Bayar, bu güzel memleket ve bu temiz yürekli halk, istilacıların ayakları altında bırakılabilir miydi?
Atatürk, Bursa'da Sümerbank Merinos fabrikasının açılışına giderken halkın sevgi gösterilerine üzerine Celal Bayar'a söyledikleri
Cumhuriyet Halk Partisi'nin programına temel olan ana fikirler, Türk Devrimi'nin başlangıcından bugüne kadar yapılmış olan işlerle yalın olarak ortaya konmuştur (1931).
Bundan başka, bu fikirlerin başlıcaları, 1927 yılında Kurultayca da kabul olunan Parti tüzüğünün genel esaslarında ve aynı Kurultayca onaylanan Genel Başkanlığın bildiriğinde ve 1931 Kamutay seçimi dolayısıyla çıkarılan bildirikte saptalanmıştır.
Yalnız birkaç yıl için değil, geleceği de kapsayan tasarılarımızın ana hatları burada toplu bir halde yazılmıştır ( 1931 ).
Bunlardan başka, 1935 Kurultayı'nca saptalanan fikirler de bu programa ulanmıştır. Parti'nin güttüğü bütün bu esaslar "Kemalizm Prensipleridir".
CHP, 1939 kongesi için program çalışmaları
