Biz memleket ve milletimizin istiklalini kurtarmak için karar verdiğimiz zaman kendi noktai nazarımıza tabi bulunuyorduk ve kendi kuvvetimize dayanıyorduk.
Hiçbir kimseden ders almadık, hiç kimsenin kandırıcı vaatlerine aldanarak işe girişmedik.
Bizim noktai nazarlarımız, bizim prensiplerimiz cümlece malumdur ve Bolşevik prensipleri değildir ve Bolşevik prensiplerini milletimize kabul ettirmek için de şimdiye kadar hiç düşünmedik ve teşebbüste bulunmadık.
Atatürk'ün I. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapmış olduğu konuşmadan.
İki büyük cihanın buluştuğu noktada, Türk vatanının ziyneti, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların kalbinde yeri olan bir şehirdir.
Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda İstanbul halkı temsilcileriyle konuşmasından
Yüzlerce yıl boyunca Türk Imparatorluğu, Türklerin azınlıkta olduğu karmaşık bir insan yığınıydı.
Daha başka sözde azınlıklarımız da vardı ve bunlar, sıkıntılarımızın büyük kısmının kaynağı olmuşlardı; bu azınlıklar ve eski fetih düşüncesi.
Türkiye'nin gerilemesinin bir sebebi, bu ziyadesiyle zor hükümdarlık meselesi yüzünden kendisini tüketmiş olmasıydı.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" gazetesi muhabiri Isaac F. Marcosson'la yaptığı röportajdan
Bir memlekette adalet mevcut olmazsa, o memlekette anarşiden başka bir şey yoktur. Orada hükümet yoktur, orada hiçbir şey yoktur.
Atatürk'ü İzmit Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Kabul etmekle maruz bulunacağımız zararlarla, askeri faaliyete geçmekle elde edeceğimiz neticeleri çok dikkatle karşılaştırmak mecburiyetindeyiz.
Her halde kararımız olumlu olmaya mahkum ise, bunu mutlaka konferans tatil edilmeden ve İsmet Paşa dönmeden vermek lazımdır.
İsmet Paşa'nın dönmesi halinde verilecek tek bir karar vardır; o da askeri faaliyete geçmektir.
Atatürk'ün Lozan Müzakereleri hakkında Rauf Bey'e mektubu.
20 Kasım 1922'de başlayan Lozan görüşmelerinde özellikle kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamadı.
Bunun üzerine görüşmeler 4 Şubat 1923'de kesildi ve sonrasında 23 Nisan 1923'de tekrar başlayan görüşmeler, 24 Temmuz 1923'de Lozan'ın imzalanmasıyla son buldu.
Atatürk, bu mektubu Rauf Bey'e dönemin en sancılı günlerinden birinde, görüşmeler kesilmeden yaklaşık 1 hafta önce göndermişti.
