Askerin partisi olur mu?
Olmaz.
Asker, askerdir!
Atatürk, annesine sorar: Anne, sen hangi partidensin?
Annesi cevap verir: Siyasetten ben anlamam. Sen bilirsin. Senin partindenim.
Bunun üzerine Atatürk görseldeki sözleri söyler.
Şüphe yok ki, bizim milletimizin karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye, istenen şekle dönüşmeye müsaittir.
Fakat kendi kendine olması şartıyla...
Eğer bizim karakterimize, dışardan, bizim karakterimizden başka karakterlerdeki etkenler tarafından bir şekil verilmek istenirse, bundan sabit ve belirli hiçbir şekil, hiçbir netice ortaya çıkamaz!
Düşman devletler Osmanlı devlet ve memleketine maddeten ve manen tecavüz halinde; imhaya ve parçalamaya karar vermişler.Padişah ve halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor.
Hükümeti de aynı halde. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan millet karanlık ve belirsizlik içinde tecelliyatı beklemekte. Felaketin dehşet ve ağırlığını idrake başlayanlar, bulundukları muhit ve hissedebildikleri tesirlere göre kurtuluş çaresi gördükleri tedbirlere başvurmakta.
Ordu, ismi var cismi yok bir halde.
Kumandanlar ve subaylar, Harbi Umumi'nin bunca mihnet ve meşakkatleriyle yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle içleri kan ağlamakta, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında kafaları çare, kurtuluş çaresi aramakla meşgul...
Atatürk, Nutuk'ta Samsun'a çıktığında genel manzarayı özetliyor.
Çok şükür askerlerim pek cesur ve düşmandan daha kuvvetlidirler. Bundan başka içsel inançları çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor.
Hakikaten onlara göre iki semavi netice mümkün: Gazi veya şehit olmak.
Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek.
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında Madam Corinne'e yazdığı mektup.
Biz, bizimle beraber yaşayan Müslüman olmayan unsurları aynı hukuk ve aynı salahiyette kabul ediyoruz.
Hepimiz bu devletin Müslüman ve Müslüman olmayan unsurları dahil olarak aynı şekilde tebaasıyız.
Ve bu itibarla hepimizin hukuku birdir.
Atatürk'ün, Ankara'da eşraf ve ileri gelenlere yaptığı konuşmadan
