Eşini mesut edebilecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır.
Bana bakmayınız. Bu meselede örnek İsmet Paşa'dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonradan anladım ki, bu iş benim başarabileceğim iş değilmiş.
Evlilik hakkında...
Psikolojik bir hadisedir ki, insan, hayatta bazı dostluklar elde etmek için fevkalade çalışmak ve fedakarlıklar yapmak zorundadır.
Mesela siz bana sormuştunuz: "Siz ne zaman albaylığa terfi edeceksiniz?" diye.
Benim cevabım şu olmuştu: "Bu, bir harp meydanında kazanılır"
Siz bana karşılık verdiniz: "Bunu ispat ediniz"
Sizin arzunuza uyarak beş günden beri albayım.
Atatürk'ün Hildegard Christianus'a mektubu
Atatürk, bu mektubu Almanca yazmıştı ve kendisi aynı zamanda Christianus'dan Almanca dersleri de alıyordu. Mektubun sonunda yazımda çok samimi bir dostunun kendisine yardımcı olduğu yazılı ama bu kişinin kim olduğu bilinmiyor.
Tabiat önünde insan bir hiç, ama hiç!
Spor; vatanın, milletin yüksek değerlerine tecavüz edenleri gırtlağından yakalayıp memleket ve millete hizmet edenlerin huzuruna getirebilmek maddi becerisi ve yürek gücüdür.
Atatürk, arkadaşlarıyla spor üzerine konuşurken Arıburnu'nda yaşadığı bir anıyı anlatır. Bir İngiliz ve Türk askeri göğüs göğüse kavga etmeye başladığı an, boks eğitimi olan İngiliz Türk askerine yumruk atmaya başlar. Türk askeri ise İngiliz askerinin boğazını iki eliyle kavrar ve sıkmaya başlar.
Bir süre sonra İngiliz asker kendinden geçer ve Türk askeri, İngiliz'i karargaha esir olarak getirir.
Atatürk kendisine spor nedir diye soranlara bu olayı anlatır ve görseldeki sözleri söyler.
Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.
Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır.
Dolayısıyla, ya istiklal ya ölüm!
