Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.
Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır.
Dolayısıyla, ya istiklal ya ölüm!
Nutuk
Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminiyle ilgili değil.
Ben bu ihtirasların gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum.
Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.
Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.
Asla değişmeyeceği iddia edilen hükümler hakkında
Benim için dünyevi mükafatların en ulvisi olan tebriklerinizle mesut oldum. Sizi görmek hususundaki hasretimin derecesi ifade edilemez. İlk fırsatta sizleri buraya getirtmeye girişeceğim.
Tam bir sükun ve istirahatle haberimi beklemenizi ve memleketimizin kurtuluşuna yönelik dualara devam etmenizi rica ile ellerinizden ve Makbule'nin gözlerinden öperim.
Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a yolladığı telgraf..
Her şeye rağmen kesinlikle bir aydınlığa doğru yürümekteyiz.
Bende bu inancı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve gerçek aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.
Atatürk'ün Ruşen Eşref Ünaydın'a 24 Mayıs 1918'de hediye ettiği fotoğrafın üzerine yazdığı yazı.
Dikkat edilmesi gereken nokta, Atatürk bu yazıyı 1. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, Osmanlı bozguna uğramak üzereyken yazmıştı.
Resmi hediye ettikten bir gün sonra böbrek rahatsızlığı yüzünden Avusturya'ya tedavi olmaya gitti.
Atatürk, yıllar sonra resmi Ruşen Eşref'in evinde gördüğünde gülerek "İyi yazmışım" diyecekti.
Ruşen Eşref Ünaydın'ın soyadı ise bizzat Atatürk tarafından kendisine verilmiş ve bu sözdeki "aydınlıktan" gelmektedir.
