Ordumuz bildiğiniz gibi kuvvetli ve azimlidir. Hatta sabırsızdır.
Zatıalinizden kahramanca bir hareket ve onun kuvvetle muhtemel olan neticesini beklerim.
Atatürk, Lozan'da bulunan İsmet Paşa'ya "kibarca" sakın geri pas yapma İsmet, arkanda ben varım diyor.
Bu telgraftan 20 gün sonra İtilaf Devletleri anlaşmaya razı oldu.
Halk Partisi, memleket ve millet her türlü dayanaktan mahrum bırakılarak felakete atıldığı uğursuz zamanda bütün milleti kadrosu içine alarak kuvvet ve kudret yapan, harici düşmanları kovan, dahili düşmanları imha eden, halka hürriyet ve hakimiyet temin eden mukaddes bir cemiyettir.
Halk Partisi, hiçbir safsataya iltifat etmeyerek Türk Cumhuriyeti'ni kuran inkılapçı bir ruhun bütün millette kendisini gösteren örgütlenişidir.
Halk Partisi, Türkiye'yi medeni aleme sokan ve orada yükseltmeyi taahhüt eden azimkar bir partidir.
Atatürk'ün Trabzon CHP yemeğinde yaptığı konuşmadan
Salih, eğer düşündüklerimi tatbik edebilecek zamana sahip olursam, yakında cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri manzara meydana gelecektir.
Atatürk'ün, Büyük Taarruz'dan 15 gün önce yakın arkadaşı Salih Bozok'a söyledikleri.
Büyük Taarruz çok büyük bir riskti. Öyle ki diğer paşalar, Atatürk'ün böyle bir harekata girişmesine hayret etmiş: "Paşam bu kadar tehlikeli bir manevrayla bu savaşı kaybedersek bize vatan haini derler" demişlerdi.
Çok ilginçtir ki Atatürk, Büyük Taarruz'da eski Yunanlı komutan Epaminondas'ın "çarpık düzen" taktiğinin gelişmiş bir versiyonunu kullanmıştı ve Yunanlıları tuzağa düşürmüştü.
Atatürk Epaminondas'ı tanıyordu ama Yunanlılar tanımıyordu.
Partimiz, geçen ıstırap seneleri içinde milletimizin hayatı ve şerefi için gösterdiği yüksek azim ve iradenin temsilcisi olarak bundan dokuz sene evvel meydana çıkmıştı.
Cumhuriyet Halk Partisi Büyük Kongresi açılış konuşması
Arkadaşlar, bütün hayatımda pek sevimli geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir'e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O vakit buradan geçerken bu muhterem halkın gördüğü her türlü zulüm ve tecavüze rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutmadım. Bugün o hatırayı yaşıyorum, bahtiyarım
KemalPaşa Türk Ocağı'nda halka nutuk.
Atatürk'ün bahsettiği bu olay 9 Eylül 1922 günü İzmir'in Armutlu semtinde geçiyor.
Mustafa Kemal'i 7 yıldır cebinde taşıdığı, bir gazeteden kesilmiş resmini koynundan çıkararak tanıyan kişi Armutlu’nun önde gelen şahsiyetlerinden Eskicioğlu Mehmet Kemallettin Efendi’ydi.
Atatürk'ün bu temsili resmini ise 1915 Çanakkale Savaşlarında Alman Ressam Wilhelm Victor Krausz yapmıştı.
Ruşen Eşref Ünaydın "Atatürk'ü Özleyiş" isimli kitabında bu anları şu şekilde anlatır:
Armutlu'dan geçiyorduk. Ahali köyün önüne yığılmıştı. Otomobil radyatörünün suyunu tazelemek için bir müddet durduk. Ahali etrafımızı sardı; gözlüğünü takmış Paşa, önüne bakıyordu. İlkin Onu kimse tanıyamamıştı; fakat kalabalığın en ilerisinde durmuş bir ihtiyar, bir elindeki resme baktı; bir de otomobilin içindeki siyah gözlüğünün altında duran yüze baktı. İkisini birbiri ile karşılaştırdı. Bir ara Paşa gözlüğünü alnına doğru kaldırınca o ihtiyar adam Paşa'ya daha yanaştı, daha dikkatle baktı:
- "Bu sensin, bu! Sensin!" diye bağırdı. Çenesi tir tir titriyordu! Sonra o kalabalığa döndü; haykıra haykıra:
- "Ey ahali koşun. Koşun! Bu odur: Kemalimiz geldi. Vallahi bu o... İşte burada!" der demez halk otomobile bir üşüştü. Tarif edemem... Toprağı öpenler, tekerlekleri öpenler, arabaya sıçrayıp Paşanın boynuna sarılanlar; kadın, erkek, çocuk! Yüzünü, gözünü öpenler, kollarından çekenler! Kolları başkalarının ellerinde kalacak diye korktuk!
Korktuk boğacaklar diye: bağırdık, çağırdık, uğraştık! Heyecanı yatıştırmanın, halkı ayırmanın, otomobili ilerletmenin imkanı yok! Otomobili omuzlarında taşımaya çalışıyorlardı... Öldürecekler yahu, muhabbetten öldürecekler...
