Gazetecilik aleminin sahte kavgaları, kapitalist siyaset aleminin gösteriş düşkünü riyakarlıkları kadar, benim de Anadolu'nun da nefret ettiğimiz şeylerdir.
Atatürk'ün Dünya gazetesi başyazarı Arif Oruç ve yazı kurulu müdürü Mustafa Nuri Bey'e mektubu
Tarih, vazifesini yaparken muhtaç olduğu bilgileri temin için hemen her ilim ve fenden istifade etmek mecburiyetindedir. Bilhassa, coğrafya ile daima yan yana yürür.
İnsan topluluğunun dünya yüzünde hangi mevkii işgal ettiği, bu mevkiin vaziyeti, yeryüzü şekilleri, iklimi, denize yakın veya uzak olması, toprağı, nehirleri, bitki ve hayvan yetiştirme kabiliyeti ile o topluluğun tarihi arasında sıkı bir münasebet vardır.
Aynı şekilde bir milletin, hangi milletlerle iktisadi toplumsal, siyasi münasebetlerde bulunduğunu bilmek lazımdır.
Bütün bunları coğrafya öğretir.
Tarih kitapları için el yazısıyla taslak metin
Hayır, her şeyi unuttum, bildiğin gibi, arkadaşım ve kardeşimsin.
Atatürk ve İsmet İnönü 1937 yılının sonlarında çeşitli konularda anlaşmazlık yaşadı ve sonuç olarak İsmet Paşa, bir tartışma sonucunda 20 Eylül'de başbakanlık görevinden istifa etti.
Bundan bir gün sonra düzenlenen 2. Türk Tarih Kurultay'ında Atatürk'le aralarında bu yazışma geçti.
İnönü bir kağıda "Akşama benimle gelebilecek misin?" diye yazıp Atatürk'e uzattı. Atatürk olumlu yanıt verince "Demek bana çok dargın değilsin" diye cevap verdi. Atatürk ise kağıda bu sözleri yazdı.
İsmet İnönü bu kağıdı ölene kadar sakladı.
Anlıyorum ki, sana nutkunu söyletmek istemiyorlar. Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli derhal bildireceksin.
Asayişin temini için Başvekil, Dahiliye Vekili ve İzmir Valisi lazım olan tedbirleri almakla mükelleftirler.
Atatürk'ün İzmir'de halka seslenecek olan Serbest Cumhuriyet Partisi lideri Fethi Okyar'a yolladığı telgraf...
5 veya 6 Eylül'de yollanmıştır.
Belki erkeklerimiz memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında varlıklarını ispat ettiler.
Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir.
Memleketin mevcudiyet vasıtalarını hazırlayan, kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır.
Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan, hep kadınlarımızdır.
Atatürk'ün Konya Hilali Ahmer Kadınlar Şubesi'nin açılışında yaptığı konuşma
