Süvari Kolordusu bütün kuvvetiyle İzmir'e yetişmeli ve İzmir'i işgal etmelidir.
1. Ordu takip kolları da şehre ilerlemekle beraber, 1. Kolordu'dan bir tümenin 9 Eylül 1922'de İzmir'e yürütülmesi ve 1. Kolordu'nun takibe devam etmesi lazımdır.
1. Kolordu "İzmir İşgal Kuvveti" olacak ve komutanı askeri valilik görevi yapacaktır.
İzmir'in kayıtsız şartsız teslim alınması mümkün olduğundan, temsilcilerin herhangi bir teklifi kabul olunmayacaktır.
1. Ordu Kumandanlığı'na 8 Eylül tarihli emir.
Bugünkü Polis Genel Müdürü, düşmüş olan millet haini kabinenin ve adamlarının yegane koruyucusudur.
Bu zat, muhaliflere, yani millet düşmanı olanlara bugün bir sığınak ve dayanak teşkil etmektedir.
Atatürk'ün Harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya yolladığı telgraftan...
Burada adı geçen Polis Genel Müdürü Nurettin Bey, Damat Ferit Hükümeti tarafından 31 Mart 1919 tarihinde göreve getirilmişti ve görevi süresince Millî Mücadele’ye karşı çıkmış, aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin de koruyuculuğunu yapmıştı.
23 Temmuz 1919 tarihinde siyasi partilerle, cemiyetler ve üniversite öğrencileri Sultanahmet Meydanı’nda Atatürk ve Kuva-i Milliye düşmanı Damat Ferit aleyhine bir protesto mitingi yapmak istemişlerdi.
Ancak, Nurettin Bey’in emriyle polisler toplanan kalabalığı döverek dağıtmıştı.
Türk polisinin büyük bir kısmı Millî Mücadele saflarında yer alırken göreceli olarak azınlık bir kısmı bu mücadeleye karşı çıktı. Nurettin Bey de onlardan biriydi.
Onun gibi hainlere rağmen Türk Polisi’nin Millî Mücadele’de fedakârca bir mücadele sergilediği, ülkenin kurtuluşu için elinden gelen gayreti gösterdiği ve gerektiğinde canını feda etmekten çekinmediği görülmekte.
Bilhassa İstanbul Polisi, Millî Mücadele’nin ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmat ile İstanbul’un işgalinden sonra vatanseverlerin Anadolu’ya kaçırılması için çok büyük gayret gösterdiler.
Ülkenin kurtuluşu için mücadele veren bütün cemiyet ve derneklere üye oldular ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin emirlerini yerine getirdiler.
Yalnız mevcut teşkilatlara katılmakla kalmayıp birçok yerde direnişin bizzat örgütleyicisi oldular ve halkı Millî Mücadele’ye katılmaları için cesaretlendirerek onlara önderlik ettiler.
Ah zavallıcıklar!
Sizlere kim söyledi buralara gelesiniz diye?
Kim söyledi Anadolu alınırmış diye?
Varın, kanınıza girenlere sorun!
Ben yurdumuzu, haysiyetimizi ve istiklalimizi korudum. Vazifemi yaptım.
Atatürk'ün, 30 Ağustos Zaferi'nden hemen sonra hayatını kaybeden genç Yunan askerlerinin naaşları arasında gezerken söyledikleri.
Millet sevgisi kadar büyük mükafat yoktur. İstiklal Harbi'nde benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim.
Fakat bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim.
Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim; aranacak olursa doğrusu da budur.
Vatan sevgisi ve Türk milleti hakkında...
Mukaddes topraklarımızı çiğneyerek Ankara'ya girmek ve memleket bağımsızlığının fedakar muhafızı olan ordumuzu imha etmek isteyen Yunan ordusu yirmi bir gün devam eden pek kanlı muharebelerden sonra Hakk'ın yardımıyla mağlup edilmiştir.
Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanıldığını millete beyan ediyor.
19 Eylül 1921 günü Mustafa Kemal'e TBMM tarafından Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verilmiştir.
