Süvari Kolordusu bütün kuvvetiyle İzmir'e yetişmeli ve İzmir'i işgal etmelidir.
1. Ordu takip kolları da şehre ilerlemekle beraber, 1. Kolordu'dan bir tümenin 9 Eylül 1922'de İzmir'e yürütülmesi ve 1. Kolordu'nun takibe devam etmesi lazımdır.
1. Kolordu "İzmir İşgal Kuvveti" olacak ve komutanı askeri valilik görevi yapacaktır.
İzmir'in kayıtsız şartsız teslim alınması mümkün olduğundan, temsilcilerin herhangi bir teklifi kabul olunmayacaktır.
1. Ordu Kumandanlığı'na 8 Eylül tarihli emir.
Bizim inkılabımız, bir ihtilal olmaktan öte, bir milli yenilenmedir.
Türk inkılabının amacı, bir taraftan Türk ırkının hayat ve bekasını tehlikeye atan sebepleri ve Türk'ün refah ve mutluluğuna engel olan unsurları ortadan kaldırmak; diğer taraftan, eskimiş, yaşam gücü sönmüş temellere dayanan Doğu milletleri sınıfından çıkarak, hayatını çağdaş esaslar üzerine kuran, medeni bir Batı milleti olmanın gereklerini yerine getirmektir.
Atatürk'ün hukuk hakkındaki not defterinden
Bu cennete düşman sokulur mu?
Atatürk, İzmir'in kurtuluşundan bir gün sonra İzmir'e girdi ve Kordonboyu'nda Salih Bozok'u beklemeye başladı.
Orası o anda bir savaş sahasından daha tehlikeliydi çünkü Ermeni fedaileri ortalığı ateşe vermişler, sağa sola rastgele bomba savuruyorlardı.
Salih Bozok anlatıyor:
Etrafımız ateş içinde idi. Ve Atatürk, parkta gezintiye çıkmış kadar sakin, denizi seyrediyordu. Bir aralık bana:
-Güzel memleket! dedi. Ve ilave etti:
-Bu cennete düşman sokulur mu?
Ben, onu bu ölüm yağmurunun altından uzaklaştırmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Tehlikeyi anlatabilmek için:
-Paşam, dedim. Şimdi şu sokağın içinde bomba atan iki fedaiyi yakalayıp vurdular.
O gayet sakin eseflenip:
-Yazık, göremedik.
Fransızları hoş tutmakla ne kazanacağımıza akıl erdiremiyorum.
Batı zihniyeti dalkavukluk ve riyakarlık, hele zulüm görmüş bir milletten gelirse, o milletin yaşamak hakkı olmadığına hükmeder.
Tersine ahlaksızlık ve zulme karşı avazımız çıktığı kadar haykırmalıyız.
Avrupa'ya yaşamaya hakkımız olduğunu anlatmalıyız. Sizler de bu yolda yürüyünüz.
İstanbul'da Kuvay-i Milliye öncülüğü yapanlar bile Urfa, Maraş ve Antep'i alan Fransızlara hoş görünmek gerektiğini öğüt veriyordu.
Atatürk onlara bu cevabı vermişti.
Amasyalılar!
Padişah ve hükümet, itilaf devletlerinin elinde esirdir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için sizlerle işbirliği yapmaya geldim.
Amasyalılar!
Düşmanlarımızın Samsun'dan yapacakları herhangi bir çıkartma hareketine karşı, ayaklarımıza çarıklarımızı çekecek, dağlara çekilecek, vatanımızı en son kayasına kadar müdafaa edeceğiz...
Mustafa Kemal, Milli Mücadele başladıktan sonra ilk kez açık havada halka karşı konuşuyordu. Saat 17 civarında, Belediye binasında, Amasya'da, önünde toplanan kalabalığa karşı görseldeki sözleri söyledi.
Amasyalılar öylesine heyecanla bu sözleri bekliyorlardı ki söylenene göre dakikalarca Atatürk'ü alkışladılar ve içlerinde bir sürü yaşlı, genç gözyaşlarına boğuldu.
Amasya baştan aşağı değişmişti.
