Orada subay sıfatlı haydutlar vardı. Elleri tabancalarında idi. Fedayi ve kabadayı. Bunlar kızınca öldürmekle tanınmışlardı.
Benim için ya ölmek, ya bunlara emretmek lazımdı. Silahıma tutundum. Çadır alanında şiddet gösterdim. Sert davrandım.
Emirlerimi kendilerine geçirdim. En sonunda hepsine hükmettim.
Atatürk'ün Libya'da yaşadıkları hakkında Falih Rıfkı Atay'a anlattıkları...
Dün gece tümen cephesine karşı taarruz eden düşman ağır kayıplar verdirilerek püskürtülmüş ve 57. Alayın 31 ve 32 numaralı siperlerine giren düşman, 27. ve 57. Alayların şiddetli karşı hücumlarıyla tümüyle yok edilerek bombayla havaya uçurulmuş ve askerlerimiz siperlerimize yerleşmiştir.
27. Alay Kumandanı gösterdiği gayret ve aldığı faydalı tedbirlerden ötürü, Kuzey Grubu Kumandanı Paşa hazretleri tarafından bir gümüş imtiyaz madalyasıyla taltif edilmiştir.
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında verdiği tümen emrinden bir parça.
Burada bahsi geçen 27. Alay komutanı Yarbay Şefik Aker ve Kuzey Grubu Kumandanı ise 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa'dır.
Bugün Çanakkale'de hala "Miralay Şefik Bey" caddesi bulunur.
Şimdi gayet dostane münasebetlerde bulunduğumuz Yunanlılar bir zaman Cumhuriyet merkezi Ankara'ya top menzili bir mesafeye kadar gelmişlerdi.
Milletin mevcudiyetini muhafaza için Yunanlıları geri sürmek vazifesi bana verilmişti. Vazifemi başarıyla yaptım. Fakat sonradan tekrar Yunanlılar ile dost olduk.
Bunu size söylemekten maksadım, Türklerin savaştıkları herhangi milletle ebedi düşman kalmak istemediklerini göstermektir.
Ben askeri hayatımda asla mağlubiyet görmedim. Bunun sebebi yalnız milli bütünlüğümüzün savunması için savaşmış olmamdır.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
Dünya insanlar için bir imtihan yeridir. İmtihan edilen insanın her soruya pek uygun cevap vermesi mümkün olmayabilir.
Fakat düşünmelidir ki, hüküm, cevapların bütününden ortaya çıkan neticeye göre verilir.
Bu teoriyi kabul ettikten sonra beni bazı noktalarda zayıf veya noksan bulmakla beraber hemen menfi hüküm vermekte acelecilik göstermez ve Cevdet Bey'in mektubunda yer bulan satırlarınız başka manada kelimelerden oluşurdu.
Atatürk'ün Madam Corinne'e mektubu
Not: Bu paragraf 1914 yılında harf devriminden yıllar önce Latin harfleriyle yazılmıştır.
Dünyaya hakim olan milletleri idare edenlerin arasında ne yazık ki birinci derece devlet adamı çıkmıyor.
Avrupa'da birkaç maceraperest Almanya ile İtalya'nın başında cebren bulunuyorlar.
Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar.
Bunlar bugün dünyayı kana bulamaktan çekinmeyeceklerdir.
Atatürk, hastalığının son günlerde çocukluk arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'a Hitler ve Mussolini'yi kastederek bu sözleri söyler.
Ve sonra yaklaşmakta olan savaşta ülkeyi idare edemeyeceği konusundaki endişelerini dile getirir.
