Herhalde milletin hükümetin bekçisi olması lazım gelir.
Çünkü hükümetlerin icraatı olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse, bütün kusur ve kabahâtlere katılmış demektir.
Atatürk'ün Ankara eşrafı ve ileri gelenleriyle konuşması.
İstila fikri ile açılmış olan Cihan Harbi'ni sona erdiren galipler, teklif ettikleri barış şartları ile ana topraklarımızı, bağımsızlık ve hürriyetimizi elimizden almaya, asırlardan beri İslam'ın ve Türklüğün fedakar muhafızı olan milletimizi esir derekesine indirmeye kalkıştılar.
İki senedir Rumeli ve Anadolu'da görülen hareketlerimiz, bu gaddarane tecavüze tepkiden, her mevcudun yaratılıştan sahip olduğu nefsi müdafaa hakkının kullanılmasından başka bir şey değildir.
Atatürk'ün Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof'a yaptığı konuşmadan.
Milletimiz ufak bir aşiretten; anavatanda bağımsız bir devlet tesis ettikten başka Batı alemine, düşman içine girdi ve orada büyük müşkülat içinde bir imparatorluk vücuda getirdi.
Ve bunu, bir imparatorluğu altı yüz seneden beri büyük bir şevket ve azametle devam ettirdi. Buna muvaffak olan bir millet elbette yüksek siyasi ve idari niteliklere sahiptir. Böyle bir vaziyet yalnız kılıç kuvvetiyle vücuda gelemezdi.
Cihanın malumudur ki, Osmanlı Devleti pek geniş olan ülkesinde bir sınırından diğer sınırına ordusunu fevkalade sürat ile ve tamamen donanmış olarak naklederdi. Ve bu orduyu aylarca ve belki de senelerce iyi besler ve idare ederdi.
Böyle bir hareket yalnız ordu teşkilatının değil, bütün idari şubelerin fevkalade mükemmeliyetine ve kendilerinin kabiliyeti olduğuna delildir.
Atatürk'ün Ankara'da eşraf ve ileri gelenlerle konuşması
Ekselans! Ekselans!
Şu Maginot maskaralığından vazgeçip, ordunuzu yenilemeye uğraşınız.
Hakkınızda daha hayırlıdır.
Damar Arıkoğlu anlatıyor: Ankara Palas'ta verilen cumhuriyet balolarından birindeydik. Geç saatlerde Atatürk geldi ve bir ara Fransız büyükelçisiyle karşılaşıp sohbet etmeye başladılar.
Bir anda Atatürk bu sözleri söyleyip hızla büyükelçinin yanında ayrıldı.
Damar Arıkoğlu olaya yakın olmadığı için konuşmaları duymamış ama büyük ihtimal Fransız büyükelçisi sabit hatlara kesinlikle karşı olan Atatürk'le tartışmaya başlamış ve Maginot hattını abartarak anlatmış ve bu da Atatürk'ü sinirlendirmişti. Tarih büyük ihtimal 1937 veya 1936.
Atatürk'ün haklılığı 2. Dünya Savaşı'nda Almanların 34 günde Paris'e girmesiyle ortaya çıktı.
Ahmet Anzavur ile hempalarının Karabiga'da yaptıkları karışıklık ve ihtilal, dinimiz, vatanımız aleyhine olduğu artık gizlenemeyecek bir şekilde tahakkuk etmiş ve belli olmuştur.
Ahmet Anzavur'un kendi ismine bağlayarak teşkil ettiği o Cemiyeti Ahmediye'nin maksat ve gayesi, aylarca Yunan zulümlerine ve facialarına karşı milli ve dini mukaddesatımızı her türlü mahrumiyetler, mihnetler içinde müdafaa eden Balıkesir'deki milli harp cephemizi arkadan vurmak ve bu suretle düşmanın istilacuyane harekatını kolaylaştırmak ve neticede memleketimizin son ayakta kalma ve kurtuluş ümidi olan milli teşkilatın dağılması talebi hedef alınmaktadır.
Atatürk'ün Sivas Vilayeti ve Heyet-i Temsiliye'ye yolladığı telgraftan.
Ahmet Anzavur eski bir Osmanlı subayıydı. İstanbul Hükûmeti tarafından sivil paşalık verilerek Anadolu'ya gönderildi ve İngiliz gizli servisinin adamı olan Papaz Fru tarafından maddi olarak desteklenerek, çok sayıda kişiyi etrafında topladı.
Birinci Anzavur Ayaklanması, 1 Ekim 1919'da Manyas, Susurluk, Gönen ve Ulubat dolaylarında başlamış olup, Milli Kuvvetler'in mücadelesi sonucu 25 Kasım 1919'da bastırıldı. Ahmet Anzavur'un 16 Şubat 1920'de, Biga merkezli çıkarmış olduğu ikinci isyanını ise, 16 Nisan 1920'de Çerkez Ethem bastırdı.
