Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz.
Cumhuriyet'imizin dayanağı Türk camiasıdır.
Bu camianın fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa o camiaya dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.
Atatürk'ün Türk Ocakları Kurultay'ında yaptığı konuşmadan.
Şimdi gayet dostane münasebetlerde bulunduğumuz Yunanlılar bir zaman Cumhuriyet merkezi Ankara'ya top menzili bir mesafeye kadar gelmişlerdi.
Milletin mevcudiyetini muhafaza için Yunanlıları geri sürmek vazifesi bana verilmişti. Vazifemi başarıyla yaptım. Fakat sonradan tekrar Yunanlılar ile dost olduk.
Bunu size söylemekten maksadım, Türklerin savaştıkları herhangi milletle ebedi düşman kalmak istemediklerini göstermektir.
Ben askeri hayatımda asla mağlubiyet görmedim. Bunun sebebi yalnız milli bütünlüğümüzün savunması için savaşmış olmamdır.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddi ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum.
Atatürk'ün Kastamonu'da halka yaptığı konuşmadan
Ümit
Kelime, "umut" şeklinin incelmişidir.
Etimolojik şekli:
(um + ut)
um: Köktür; burada "arzu, talep, emel, intizar, bekleme, gözetme" anlamlarınadır.
ut: Sahip, haiz manasına köktür.
Um + ut = umut: Arzunun, talebin, emelin, intizarın, beklemenin, gözetmenin kendisidir.
"Um" kökünün işaret ettiğimiz anlamıyla şu sözlere de tesadüf ediyoruz:
I. Umaç = emel
II. Umu = arzu, bekleme
III. Umdı = arzu
IV. Umdu = talep, tamah
V. Ummak = beklemek, gözetmek
Atatürk'ün Ulus 4 Ekim-17 Aralık 1935 tarihleri arasında "Dil Hakkında Etimolojik ve Morfolojik Anket" başlığıyla yayınladığı yazısında "ümit" kelimesinin açıklanması
Öğretmenlerden, eğitmenlerden mahrum bir millet henüz millet namını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona alelade bir kitle denir, millet denemez.
Bir kitle, millet olabilmek için mutlaka eğitmenlere, öğretmenlere muhtaçtır.
Onlardır ki, bir toplumu hakiki millet haline koyarlar.
