Yıllar
Konular
Favoriler

Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke, gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirme gayreti içinde.

İtalya faşizm ideolojisine dört elle sarılmış.Bu ülkenin diktatörü olan Mussolini ülkesinin sekiz milyon faşist gencinin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor.

Almanya’da Hitler’in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehlikeli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçi demiyorum, ırkçıdır diyorum. Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur. Tekmil Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır.

Moskova’da oynanan oyun ise bir başka türlüdür. Stalin yalnız kendi gençliğine değil, dünya gençliğine komünistlik ideolojisini aşılamaya çalışıyor. Komünistlik propagandasının, fukarası ve cahili çok ülkelerde ne kolay taraftar topladığı ise ortada bir gerçektir.

Hayır. Ne komünizm ne de faşizm... Bu iki ideoloji de memleketimizin, ulusumuzun gerçeklerine karakterine asla uymaz.

Şunu da hemen ilave edeyim ki, ne Faşizm’in ne de Nazizm’in sonu yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün komünizm ve faşizm hakkında görüşleri

Kaynak: Sabiha Gökçen, Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti s. 167

Hakkımızı savunmak ve insanlık duygularına zerrece aldırış etmeyen kimselerin vahşi saldırıları yüzünden yiğit ve bahtsız halkımızın çekmekte olduğu korkunç acı­ları dünyaya duyurmak uğruna harcadığınız enerji için hepimizin size duyduğumuz minnettarlığı da bu vesileyle hemen belirtmek isterim.

Emin olunuz ki, sizin gibi çok hararetli ve içten savunucuların haklı davamıza kazandırdıkları manevi zafere pek değer vermekteyiz.

Size anlatmaya bilmem ki gerek var mıdır? Geçen Temmuz'daki ilerlemesi sırasında düşmanın istila ettiği topraklar, dört ay önce sizin pek cesurca dolaşıp gördü­ğünüz aynı toplu katliamlara, aynı yıkımlara uğradı. Düşmanımızın geçtiği her yerde göze çarpan, ölüm, yangın, yağma ve Yunan afetinden kaçan zavallı köylülerin hüzünlü göçü oldu. Bu korkunç anı ve ona sebep olanların vahşi kinini, Anadolu yıllar boyunca ve hatta belki yüzyıllarca unutmayacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Eylül 1921

Atatürk'ün Berthe-Georges Gaulis'e yolladığı mektup.

Fransız gazeteci Madam Gaulis Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'ya gelmiş, Atatürk'le röportaj yapmış ve Türk Kurtuluş Hareketini desteklemişti.

Madame Gaulis, Fransız basınında Anadolu harekâtını ve direnişini, Kuvay-i Millîye hareketini, Yunanlıların işkence mezalimini birinci ağızdan anlatan bir gazeteciydi. Bu nedenle Atatürk’ten izin alıp savaş alanlarına, askerin içine kadar girebilmiş ve kendisine özel mihmandar, koruma verilmişti.

“Kurtuluş Savaşı boyunca Türk askeri ve Türk halkından büyük itibar görmüş, harp sahalarında adeta el üstünde taşınmıştı. Kadın gazetecinin büyük bir cesaretle Atatürk’ten özel izin alıp savaş sahalarının içine kadar girmesi savaş alanlarında çok sevilmesine yol açmış ve Mehmetçik’in "Berta Abla" diyecek kadar sempatisini kazanmıştı.

Kendisi, "Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milliyetçiliği" isimli bir kitap da yazmıştı.

Kitapta geçen bir anı ise şöyledir:

“Eskişehir'de Gündüz Bey savaş alanından getirilen yaralılarla dolu çadırı gezdim. Ağır yaralılarla dolu büyük bir çadır koğuşuna girdiğimde, ağır yaralı erkeklerden birisi diğerleri adına benimle konuşmak istedi. Yüzü sapsarı ve zor konuşuyordu. Her halinden yakında öleceği belli idi. Çok sinirlenmişti. Doktor ve hemşireler usulca onu yatıştırmaya çalıştılarsa da o onları iterek bana: ‘Yakında öleceğim. Vatanım uğruna hayatım feda olsun. Bu bana sizinle açık konuşma fırsatı verdi, özür dilerim. Bu savaş alanlarında çok kötü ve haksız şeyler göreceksiniz. Bunlar sizin müttefikleriniz tarafından yapılmıştır. Biz Fransa’nın bunları protesto ettiğini duymadık. Yunanlıların bizim yaralı askerlerimize, ölülerimize neler yaptıklarını gözlerinizle göreceksiniz. Sivil halkın da bunlardan neler çekmiş olduklarını, şehrin ileri gelenleri ve kadınlar size anlatacaklardır. Camilerimizin kirletildiğini göreceksiniz. Eskişehir’deki imamların ve Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesi’ndeki sarıkların çöp yığınları arasından ve köpeklerin ağzından toplandığını göreceksiniz. Arkadaşlarım adına sizden şunu istiyorum. Gördüklerinizi ülkenizde lütfen anlatınız madam.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 11. Cilt, s.374

Bugün, geçmişten kuvvetliyiz! Bugün, geçmişe oranla daha büyük bir hayati kabiliyete ve kudrete sahibiz.

Bu üstünlüğü yapan nedir? Bunun hakiki sebepleri iki düsturun anlamında saklıdır.

Bu düsturlardan birisi Misakı Milli, ikincisi hakimiyeti kayıtsız şartsız milletin elinde tutan Teşkilatı Esasiye Kanunu'muzdur.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Mart 1923

Meclisin dördüncü toplantı yılı açılış konuşması

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 15. Cilt, s.182

Bugünden itibaren yayınlanmaya başlayan ve sütunlarında bütün Anadolu ile onu alakadar eden muhitlerin ahval ve hadiselerini ihtiva edecek olan gazetemize bu ismi tesadüfi olarak vermedik.

Gazetemizin ismi, aynı zamanda takip edeceği mücahede yolunun da türüdür.

Şu halde diyebiliriz ki, Hakimiyeti Milliye'nin çizgisi, vatan ve milletin hakimiyetini müdafaa olacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 10 Ocak 1920

10 Ocak 1920 tarihinde yayınlamaya başlayan Hakimiyet-i Milliye gazetesinin ilk sayısının başyazısının birinci paragrafı.

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra emperyalistlerin yurdumuzu işgale etmesiyle birlikte muhalefet eden gazetelerin özellikle İzmir’in işgali sonrası sesi kesilmeye başlanmıştı. Bu durum işgallerin kanıksanmasına neden oluyor ve mücadele zemini zayıflatıyordu.

İstanbul merkezli gazetelerin çoğu ise Kuvayi Milliyecileri “bir avuç maceraperest” olarak adlandırıyordu. Dahası “Çılgın Türkler” diyerek Osmanlı’nın da başını yakacaklarını düşünüyorlardı.

Atatürk, millî mücadele aleyhinde yayın yapan İstanbul gazetelerinin Anadolu’ya geçmemesi, mücadelenin yanındaki gazetelerin kolaylıkla ulaştırılması için gerekli önlemleri alıyordu ama bu yeterli değildi. Mücadelenin haklılığını doğrudan anlatacak gazeteye ihtiyaç vardı.

Atatürk, öncelikle Sivas’ta bulunduğu sırada İrade-i Milliye gazetesini kurmuş, gazetenin Ankara’ya taşınmasını istemiş, ancak Sivaslılar ve gazetenin imtiyaz sahibi, gazetenin Sivas’ta kalmasını istediklerinden, taşınma işinden vazgeçilmiştir.

Atatürk, 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldikten sonra, Heyet-i Temsiliye’nin yayın organı olabilecek bir gazete çıkartmaya karar verir. Ankara’da bu işi görebilecek doğru dürüst bir matbaanın olmaması üzerine Konya’dan bu iş için baskı makinesi getirilmiş ve meclis bahçesindeki bir binaya yerleştirilmiştir. Gazete Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin yayın organıdır.

Gazeteye "Hakimiyet-i Milliye" adı verilir.

Gazete, 1 Kasım 1928’den itibaren tamamen Latin alfabesi ile basılmaya başlandı ve ismi de 1934 yılında "Ulus" olarak değiştirildi.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 6. Cilt, s.123

Bizim inkılabımız, bir ihtilal olmaktan öte, bir milli yenilenmedir.

Türk inkılabının amacı, bir taraftan Türk ırkının hayat ve bekasını tehlikeye atan sebepleri ve Türk'ün refah ve mutluluğuna engel olan unsurları ortadan kaldırmak; diğer taraftan, eskimiş, yaşam gücü sönmüş temellere dayanan Doğu milletleri sınıfından çıkarak, hayatını çağdaş esaslar üzerine kuran, medeni bir Batı milleti olmanın gereklerini yerine getirmektir.

Mustafa Kemal Atatürk - 1925

Atatürk'ün hukuk hakkındaki not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Not Defterleri, ATASE, 12. Cilt, s.17

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında