Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş..
Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler...
İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi...
Atatürk'ün CHP'nin 4. Büyük Kurultay açılış konuşmasından
En büyük hakikatler ve ilerlemeler, fikirlerin serbest ortaya konması ve alışverişiyle meydana çıkar ve yükselir.
Benim anladığım gençlik bu inkılabın fikirlerini ve ideolojilerini benimseyip gelecek nesillere götürecek kimselerdir.
Benim nazarımda yirmi yaşında bir yobaz ihtiyardır; yetmiş yaşında bir idealist kuvvetli bir gençtir.
Ankara Halkevi'nde "Çoban Piyesi" oyuncularıyla sohbet ederken söyledikleri.
İstanbul'da, 300 milyon Müslüman'ın bugün büyük umutla baktığı hilafet makamında, vatan, millet düşmanı bir hükümet iktidar mevkiinde duruyor.
Damat Ferit Paşa gibi cahil, haris, hodbin bir hanedan mensubu şahıs, yüce saltanata maalesef leke olan bir millet haini, sabit fikirleri ve inadıyla vatan ve milleti, milletsiz saltanat olamayacağı için, bu arada saltanat makamını da muhakkak bir uçuruma sürüklüyor.
Atatürk'ün Müşir Fuat Paşa'ya yazdığı telgraf
Fuat Paşa çok önemli bir askerdi. 1872 yılında Aşiret ayaklanmalarını bastırmak için Kerkük'e gönderildi ve başarılarından ötürü aynı yıl Mirliva rütbesine terfi etti. Karadağ Savaşı'na katıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Tuna cephesinde görev aldı. 26 Temmuz 1877 tarihinde yapılan Elena Muharebesi'nde Osmanlı birliklerinin kumandanıydı. Bu muharebedeki başarısından dolayı "Elena Kahramanı" olarak anıldı. II. Abdülhamid tarafından Müşir rütbesine terfi ettirildi ve Padişah Yaverliği'ne atandı. Ancak yönetime olan muhalefetinden dolayı 1902 yılında II. Abdülhamid tarafından Şam'a sürgüne gönderildi.
Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Sivas Kongresi kararlarını Osmanlı Sarayı'na kabul ettirip Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin düşmesinde önemli rol oynadı. Savaş boyunca Kuvâ-yi Milliye'yi destekledi.
17 Nisan 1931 tarihinde İstanbul'da öldü.
Dünya insanlar için bir imtihan yeridir. İmtihan edilen insanın her soruya pek uygun cevap vermesi mümkün olmayabilir.
Fakat düşünmelidir ki, hüküm, cevapların bütününden ortaya çıkan neticeye göre verilir.
Bu teoriyi kabul ettikten sonra beni bazı noktalarda zayıf veya noksan bulmakla beraber hemen menfi hüküm vermekte acelecilik göstermez ve Cevdet Bey'in mektubunda yer bulan satırlarınız başka manada kelimelerden oluşurdu.
Atatürk'ün Madam Corinne'e mektubu
Not: Bu paragraf 1914 yılında harf devriminden yıllar önce Latin harfleriyle yazılmıştır.
