Yıllar
Konular
Favoriler

Türk çocuklarının nasibi her muvaffakiyetli hamleden hep sevinç veren neticeler almaktır.

Türk çocukları! Yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz!

Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak üzeredir. Durmayın, yürü­yün.

Saadet, refah, sevinç ve hepsinden sonra dünyaya karşı yüksek bir gurur seni bekliyor.

Türk çocukları! Son sözümün son kelimesine dikkat!

Gurur, azamet, sende zaten vardır. Bunu gösterme! Onu kendi yüksek enerjinin harimine sakla!

Lazım geldikçe büyük tevazuunu göster. Fakat yine icap ettikçe göster ezici yumruğunu!

İşte bu vasıflarınla ispat edebilirsin ne olduğunu!

Benim bugünkü ve yarınki Türk çocukluğundan beklediğim haslet bu suretle tecelli etmelidir.

Mustafa Kemal Atatürk - 18 Temmuz 1936
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Montrö Anlaşması imzalandığı akşam Atatürk'ün Florya'da lise öğrencisi Mustafa Kemal Gürer'e yazdıklardıklarından...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 28. Cilt, s.230

Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın yüksek Altay yaylasında doğup yetiştiği için, kartalın meziyetlerini, uzak görüş, süratli uçuş ve bu ruhu barındıracak beden kuvvetini daha ilk başta kazanmıştır.

Esasen fiziki ya da zihinsel, sınırlayıcı hiçbir ortamda kalamaz.

Bu sebeple o yüksek merkezi doğum yerinin tecrit vaziyetine isyan etmiştir.

İşte o ilk Türkler sonra hem batıya, hem doğuya, her ikisine doğru ilerlemeye cesaret etti.

Mustafa Kemal Atatürk - 14 Ağustos 1932

Atatürk'ün, Amerikan elçisi Scherril'le yaptığı konuşmadan...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 25. Cilt, s.393

Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şereflı bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir.

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık olamaz.

Mustafa Kemal Atatürk - 1927

Nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 19. Cilt, s.30

Osmanlı siyaseti yerine yeni bir siyaset çıktı. O siyaset milli siyasettir. Türkçülük siyasetidir.

Mustafa Kemal Atatürk - 20 Aralık 1930

Kırklareli Türk Ocağı ziyareti sırasında Türkçülük ve Osmanlı hakkında

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 24. Cilt, s.380

Hakkımızı savunmak ve insanlık duygularına zerrece aldırış etmeyen kimselerin vahşi saldırıları yüzünden yiğit ve bahtsız halkımızın çekmekte olduğu korkunç acı­ları dünyaya duyurmak uğruna harcadığınız enerji için hepimizin size duyduğumuz minnettarlığı da bu vesileyle hemen belirtmek isterim.

Emin olunuz ki, sizin gibi çok hararetli ve içten savunucuların haklı davamıza kazandırdıkları manevi zafere pek değer vermekteyiz.

Size anlatmaya bilmem ki gerek var mıdır? Geçen Temmuz'daki ilerlemesi sırasında düşmanın istila ettiği topraklar, dört ay önce sizin pek cesurca dolaşıp gördü­ğünüz aynı toplu katliamlara, aynı yıkımlara uğradı. Düşmanımızın geçtiği her yerde göze çarpan, ölüm, yangın, yağma ve Yunan afetinden kaçan zavallı köylülerin hüzünlü göçü oldu. Bu korkunç anı ve ona sebep olanların vahşi kinini, Anadolu yıllar boyunca ve hatta belki yüzyıllarca unutmayacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Eylül 1921

Atatürk'ün Berthe-Georges Gaulis'e yolladığı mektup.

Fransız gazeteci Madam Gaulis Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'ya gelmiş, Atatürk'le röportaj yapmış ve Türk Kurtuluş Hareketini desteklemişti.

Madame Gaulis, Fransız basınında Anadolu harekâtını ve direnişini, Kuvay-i Millîye hareketini, Yunanlıların işkence mezalimini birinci ağızdan anlatan bir gazeteciydi. Bu nedenle Atatürk’ten izin alıp savaş alanlarına, askerin içine kadar girebilmiş ve kendisine özel mihmandar, koruma verilmişti.

“Kurtuluş Savaşı boyunca Türk askeri ve Türk halkından büyük itibar görmüş, harp sahalarında adeta el üstünde taşınmıştı. Kadın gazetecinin büyük bir cesaretle Atatürk’ten özel izin alıp savaş sahalarının içine kadar girmesi savaş alanlarında çok sevilmesine yol açmış ve Mehmetçik’in "Berta Abla" diyecek kadar sempatisini kazanmıştı.

Kendisi, "Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milliyetçiliği" isimli bir kitap da yazmıştı.

Kitapta geçen bir anı ise şöyledir:

“Eskişehir'de Gündüz Bey savaş alanından getirilen yaralılarla dolu çadırı gezdim. Ağır yaralılarla dolu büyük bir çadır koğuşuna girdiğimde, ağır yaralı erkeklerden birisi diğerleri adına benimle konuşmak istedi. Yüzü sapsarı ve zor konuşuyordu. Her halinden yakında öleceği belli idi. Çok sinirlenmişti. Doktor ve hemşireler usulca onu yatıştırmaya çalıştılarsa da o onları iterek bana: ‘Yakında öleceğim. Vatanım uğruna hayatım feda olsun. Bu bana sizinle açık konuşma fırsatı verdi, özür dilerim. Bu savaş alanlarında çok kötü ve haksız şeyler göreceksiniz. Bunlar sizin müttefikleriniz tarafından yapılmıştır. Biz Fransa’nın bunları protesto ettiğini duymadık. Yunanlıların bizim yaralı askerlerimize, ölülerimize neler yaptıklarını gözlerinizle göreceksiniz. Sivil halkın da bunlardan neler çekmiş olduklarını, şehrin ileri gelenleri ve kadınlar size anlatacaklardır. Camilerimizin kirletildiğini göreceksiniz. Eskişehir’deki imamların ve Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesi’ndeki sarıkların çöp yığınları arasından ve köpeklerin ağzından toplandığını göreceksiniz. Arkadaşlarım adına sizden şunu istiyorum. Gördüklerinizi ülkenizde lütfen anlatınız madam.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 11. Cilt, s.374

Veritabanında
719 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında