Şimdi gayet dostane münasebetlerde bulunduğumuz Yunanlılar bir zaman Cumhuriyet merkezi Ankara'ya top menzili bir mesafeye kadar gelmişlerdi.
Milletin mevcudiyetini muhafaza için Yunanlıları geri sürmek vazifesi bana verilmişti. Vazifemi başarıyla yaptım. Fakat sonradan tekrar Yunanlılar ile dost olduk.
Bunu size söylemekten maksadım, Türklerin savaştıkları herhangi milletle ebedi düşman kalmak istemediklerini göstermektir.
Ben askeri hayatımda asla mağlubiyet görmedim. Bunun sebebi yalnız milli bütünlüğümüzün savunması için savaşmış olmamdır.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
Uysal bir halk kitlesi, Doğu geleneklerine bağlı kalmışsa, yanlış ve köstekleyici alışkanlıklar sonunda birtakım kuvvetlerin tekelci vesayeti altına sürüklenebiliyorsa, bu kitle adına, milli iradeyi temsil eden aydınlar harekete geçerler.
Kitleyi çağdaş bir düzene kavuşturmak için, geri düzenle, batıl itikatlarla, hurafelerle savaşırlar. Devrim yaparlar. Geri düzeni değiştirirler.
Bunun için halk iradesine başvurulmaz.
Atatürk'ün "devrimcilik" anlayışı
Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı muhafaza etmekle yetinmiyoruz.
Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kuvvetleri ve malum olan her vasıtaları ile Türk milletini emperyalizme vasıta yapmak istemelerine de mani oluyoruz.
Bu suretle, bütün insanlığa hizmet ettiğimize kaniyiz.
Atatürk'ün, Sovyetler Birliği Dışişleri Komiserine yolladığı telgraftan.
Dünyaya hakim olan milletleri idare edenlerin arasında ne yazık ki birinci derece devlet adamı çıkmıyor.
Avrupa'da birkaç maceraperest Almanya ile İtalya'nın başında cebren bulunuyorlar.
Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar.
Bunlar bugün dünyayı kana bulamaktan çekinmeyeceklerdir.
Atatürk, hastalığının son günlerde çocukluk arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'a Hitler ve Mussolini'yi kastederek bu sözleri söyler.
Ve sonra yaklaşmakta olan savaşta ülkeyi idare edemeyeceği konusundaki endişelerini dile getirir.
Bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım. Açılsınlar onların zihinlerini ciddi bilim ve sanatla bezeyelim.
Namusu, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim.
Sonra şahsi ilişkiye gelince, tabiat ve ahlakımıza uygun bir eş arayalım ve onunla evliliğimizi açık ve kati kararlaştıralım.
Ona, riayette kusur edince, onun gereğini yapalım.
Kadın da böyle hareket etsin!
Kadın ve namus hakkında7
Atatürk'ün Avusturya Karlsbad'da tedavi sırasında yazdığı notlardan...
