Düşmanımız olan Yunanlıların sevgili memleketimizde yaptıkları zulümleri ve cinayetleri bizzat görerek uyandığına ve tövbe ettiğine memnun oldum.
Sığınmanı Batı Cephesi'nde düşmanlarımız aleyhine bütün kuvvetinle çalışmak şartıyla kabul ettim.
Ve seni tekmil maiyetinle Batı Cephesi emrine verdim. Cephe Kumandanı İsmet Paşa Hazretleri hangi yoldan nereye gideceğinizi ve vazifenizi Haymana Kaymakamlığı vasıtasıyla size bildirecektir.
Atatürk'ün Aynacıoğlu Hasan'a telgrafı.
Aynacıoğlu İsyanı, Aynacıoğlu Rüştü, Hasan, Mehmet ve Deli Hacı isimli aile reisleri önderliğinde 1919-1920 yılları arasında TBMM güçlerine karşı başlatılan isyandı.
Tokat, Yozgat, Haymana, Amasya, Çorum, Alaca, Yozgat ve yakın yörelerde yaklaşık 600 kişilik atlı kuvvetiyle halka ve hükümete yakın unsurlara saldıran Aynacoğulları, hükümet güçleri tarafından yenilgiye uğraltı ve ele başları idam edildi.
Kaçmayı başaran Aynacıoğlu Hasan ise Atatürk'ten af diledi ve büyün kuvvetleriyle Batı'da Yunanlılara karşı savaşacağına söz verdi. Atatürk de bu telgrafla onu affetti.
Memleketi ben mi batırdım? Yabancıyı Anadolu'ya ben mi soktum? Ben mi düzeni bozdum?
Ben kalanı korumak, dağılanı kurtarmak ve düzeni kurmak için çalışıyorum.
Bana teşekkür etmeleri lazım gelirken, işgalci düşmanlarımızın menfaatine uyarak nankörlük ediyorlar.
Yanlış yoldadırlar; hata ediyorlar.
100 senedir hiçbir şey değişmedi. Sözleri hala geçerliliğini koruyor..
Panislamizm, din ortaklığını temel alan bir federasyon demekti.
Panturanizm ise, ırkı temel alan aynı çeşit bir çaba ve ihtiras ortaklığını temsil ediyordu.
Her ikisi de yanlıştı.
Panislamizm fikri, asırlar önce Viyana kapılarında, Türklerin Avrupa'da ulaştıkları en kuzey noktada öldü.
Panturanizm de, Doğu ovalarında mahvolup gitti.
Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştı; çünkü, kuvvet ve emperyalizm anlamına gelen fetih fikrine dayanıyorlardı.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" yazarı Isaac Marcosson'un "ümmetçilik ve turancılık hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap.
Politika aleminde birçok oyunlar görülür.
Ama, kutsal bir ülkünün simgesi olan Cumhuriyet yönetimine ve çağdaşlaşmaya karşı, bilmezlik, bağnazlık ve her türlü düşmanlık ayağa kalktığı zaman, özellike ilerici olanların yeri, gerçek ilerici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır; yoksa gericilerin ümit ve faaliyet kaynağı olan saf değil.
Söyleyeceğiniz her cümleden sonra, yeni bir cümleye daha başlamadan bir an bile dudağınızı birbirine kavuşturup ağzınızı kapalı tutun.
Bu bir anlık susuş sırasında zihninize gelecek tedbirlerin çokluğunu tasavvur edemezsiniz.
