Düşmanımız olan Yunanlıların sevgili memleketimizde yaptıkları zulümleri ve cinayetleri bizzat görerek uyandığına ve tövbe ettiğine memnun oldum.
Sığınmanı Batı Cephesi'nde düşmanlarımız aleyhine bütün kuvvetinle çalışmak şartıyla kabul ettim.
Ve seni tekmil maiyetinle Batı Cephesi emrine verdim. Cephe Kumandanı İsmet Paşa Hazretleri hangi yoldan nereye gideceğinizi ve vazifenizi Haymana Kaymakamlığı vasıtasıyla size bildirecektir.
Atatürk'ün Aynacıoğlu Hasan'a telgrafı.
Aynacıoğlu İsyanı, Aynacıoğlu Rüştü, Hasan, Mehmet ve Deli Hacı isimli aile reisleri önderliğinde 1919-1920 yılları arasında TBMM güçlerine karşı başlatılan isyandı.
Tokat, Yozgat, Haymana, Amasya, Çorum, Alaca, Yozgat ve yakın yörelerde yaklaşık 600 kişilik atlı kuvvetiyle halka ve hükümete yakın unsurlara saldıran Aynacoğulları, hükümet güçleri tarafından yenilgiye uğraltı ve ele başları idam edildi.
Kaçmayı başaran Aynacıoğlu Hasan ise Atatürk'ten af diledi ve büyün kuvvetleriyle Batı'da Yunanlılara karşı savaşacağına söz verdi. Atatürk de bu telgrafla onu affetti.
Bu şehir, uğursuz hadiselerle mustarip bulunduğu zamanlar, bütün vatandaşların kalplerinde kanayan yaralar açılmıştı. Kalbi yaralı olanlardan biri de bendim.
Bugün görüyoruz ki, geçirdiğimiz karanlık gecelerin rahminden kalplerimizi sevinçlerle dolduran nurlu seherler doğdu.
Sekiz sene evvel mustarip ve ağlayan İstanbul'dan kalbim sızlayarak çıktım, uğurlayanım yoktu.
Sekiz sene sonra kalbim müsterih olarak, gülen ve daha güzelleşen İstanbul'a geldim.
Bütün İstanbulluların ruhuma heyecan veren sıcak ve muhabbetkar kucağıyla karşılandım.
Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda İstanbul halkı temsilcilerine nutku
Bilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini idrak etmek ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır.
Bin, iki bin, binlerce sene evvelki bilim ve fen lisanının çizdiği düsturları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbike kalkışmak elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir.
Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlere yaptığı konuşmadan
Hayatın sırları içgüdülerle duygulardadır. Akıl ve mantıkla bulunmaz.
Saat sekizi çeyrek geçiyor. Yazı odasındayım. İsmet Paşa'yı beklerken bu satırları yazıyorum.
Samsun'a üçüncü defadır geliyorum. İlk gelişim malumdur. Tarihini gözümün önünde, büro üstünde duran uzun cigara kutusunun kapağında okuyorum: 19 Mayıs 1335.
Ondan sonra bir defa daha gelmiştim. Takriben dört sene evvel. Bu gelişimin de tarihini yukarıda tespit ettim.
İsmet Paşa geldi, yazıyı bırakıyorum.
Atatürk, Harf Devrimi'nin bütün yurtta büyük bir heyecanla yürütüldüğü günlerde, İzmir Vapuru’yla İstanbul'dan Karadeniz'e açıldı, 16 Eylül 1928 günü Samsun'a geldi.
Karşılama töreninden sonra, Samsun’a ilk geldiği zaman kaldığı Mıntıka Palas'a uğradı. Bu yazıyı da orada, İsmet Paşa'yı beklerken yeni alfabeyle not almıştı. Hicri 1335, miladi 1919 yılına tekabül ediyor.
Notun orijinalini görmek için lütfen kaydırın.
