Tarih İngiltere hükümetinin böyle gülünç bir teşebbüse ümit bağlamasını hayretle kaydedecektir.
Maskara bir kavmi Türkiye'yi istila ettirerek cihangir yapmak...
Atatürk'ün not defterinden.
İngilizlerin, Anadolu topraklarını Yunanistan'a vermesi hakkında yazdıkları.
Ümit
Kelime, "umut" şeklinin incelmişidir.
Etimolojik şekli:
(um + ut)
um: Köktür; burada "arzu, talep, emel, intizar, bekleme, gözetme" anlamlarınadır.
ut: Sahip, haiz manasına köktür.
Um + ut = umut: Arzunun, talebin, emelin, intizarın, beklemenin, gözetmenin kendisidir.
"Um" kökünün işaret ettiğimiz anlamıyla şu sözlere de tesadüf ediyoruz:
I. Umaç = emel
II. Umu = arzu, bekleme
III. Umdı = arzu
IV. Umdu = talep, tamah
V. Ummak = beklemek, gözetmek
Atatürk'ün Ulus 4 Ekim-17 Aralık 1935 tarihleri arasında "Dil Hakkında Etimolojik ve Morfolojik Anket" başlığıyla yayınladığı yazısında "ümit" kelimesinin açıklanması
Öğretmenlerden, eğitmenlerden mahrum bir millet henüz millet namını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona alelade bir kitle denir, millet denemez.
Bir kitle, millet olabilmek için mutlaka eğitmenlere, öğretmenlere muhtaçtır.
Onlardır ki, bir toplumu hakiki millet haline koyarlar.
Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun, ihlale ve sınırlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün manasıyla korunmuş bulundurmak; ve bunun için icap ederse son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı bir misal ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş manasını, yüksek kıymetini vicdanında idrak etmiş milletler için esasi ve hayati prensip...
Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakarlığı her an yapmaya hazır ve kadir bulunan milletlerdir ki, medeni insanlığın hürmet ve riayetine layık bir toplum olarak değerlendirilebilirler.
Atatürk'ün Afganistan kralı Emanullah ve kraliçe Süreyya şerefine verilen ziyafette yaptığı konuşmadan...
Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım.
Milletin teveccühünü daima dayanak noktası kabul ederek hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.
Atatürk'ün cumhuriyetin ilanı ve cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra meclis kürsüsünde yaptığı konuşmadan.
