Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır.
Fakat, kendi ırkından büyük tanıdığı ve başlarında taşıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır.
Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz yaradır.
Bursa halkına nutuk
Büyük zafer büyük milletimizin sönmez hürriyet ve bağımsızlık aşkından ve başında Zatı Devletleri bulunmuş olan kahraman ordumuzun kendine has fedakarlıklarından doğmuştur.
Tren şebekemizin Sıvas'a varması münasebetiyle bu sahada da elde edilen parlak muvaffakiyet, milletin yüksek idrak ve kabiliyetinin ve reisi bulunduğunuz hükümetin takdire layık mesaisinin eseridir.
Hakkımda gösterdiğiniz muhabbetkar hislere teşekkür eder ve muvaffakiyetten dolayı Zatı Devletleriyle muhterem mesai arkadaşlarımızı tebrik eylerim.
Sivas Demiryolunun açılışı nedeniyle İsmet Paşa'ya gönderdiği telgraf.
Cumhuriyet Türkiye’si, Osmanlı Devleti’nden yalnızca 4138 km demiryolu devralmıştır. Bu demiryollarının çok büyük bir kısmı ise, uzun süren savaşların verdiği tahribat, maddi imkânsızlıklar ve teknik personel yetersizliği gibi nedenlerle bakıma muhtaç durumdadır. Demiryollarının büyük bir kısmı, yabancı sermayenin elinde olduğundan Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarından itibaren özellikle demiryolu politikasına büyük bir önem vermek zorunda kalmıştır.
Osmanlı'da, Demiryolları emperyalist devletler tarafından, çıkarlarına uygun olacak şekilde, kıyılardan içerilere doğru döşendiğinden Osmanlı toprakları kolayca işgal edilmiştir. Anadolu insanı, demiryolu işletmeciliğinden bilinçli olarak uzak tutulmuştur. Demiryollarının yöneticileri ve kilit personeli yabancı olup, işletme dili Fransızca’dır. Yabancı şirketler trenlerdeki makinist, biletçi, kontrolör gibi elemanları Rum ve Ermeni azınlıklardan seçmişlerdir. Ödemeler dahi Frank ile yapılmaktadır.
Milli Mücadele’nin başlangıç döneminde yeterli sayıda vagon ve lokomotif de yoktur. Bu nedenle teknik bakımdan büyük sıkıntılar çekilmiş, arızalar zamanında giderilememiş, bu olumsuzluklara yakıt, yedek parça tedarikindeki zorluklar eklenmişti.
Lord Kinross "Bir Milletin Yeniden Doğuşu" isimli kitapta şöyle anlatır:
"İsmet Paşa, sıkı bir devlet denetimi sisteminden yana olmasına karşın, ekonomik sorunlarla pek ilgilenmez, özellikle siyasi konularla ve askeri strateji ile uğraşırdı. Büyük Savaş ve Kurtuluş Savaşı boyunca hep ulaştırma eksikliğini düşünüp durmuştu. Bu yüzden en çok önem verdiği iş, demiryolu yapımı oldu."
17 Şubat 1923'de, İzmir İktisat Kongresi'nde Atatürk şöyle der:
"Memleketimizi bundan başka trenler ile ve üzerinde otomobiller çalışır şoselerle şebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü Batı'nın ve cihanın vasıtaları bunlar oldukça, trenler oldukça, vapurlar oldukça, bunlara karşı deve ile merkepler ve kağnı ile ve tabii yollar üzerinde müsabakaya çıkışmanın imkanı yoktur."
Mustafa Kemal, ülkenin demir ağlarla örülmesini, “bir karış fazla şimendifer” parolasıyla “milli vahdet, milli mevcudiyet, milli istiklal meselesi” olarak görmüştür.
Cumhuriyet Hükümeti Ankara'yı başkent seçtiğinde, yeni hükümet merkezinin İstanbul, İzmir, Aydın, Konya, Eskişehir, Adana gibi şehirlerle bağlantısı olup, ülkenin diğer bölgeleri ve Sivas, Samsun, Erzurum, Kayseri, Malatya, Diyarbakır gibi önemli şehirleriyle demiryolu bağlantısından tamamen yoksundu. Halbuki hükümet merkezinin önemli şehirlerle demiryolu bağlantısı ilk akla gelen zorunluluktu.
Öteden beri gizli celselerimizde tartışılan bütün fikirlerin harice, düşmanlarımıza muntazaman ihbar edilmekte olduğuna dair sağlam istihbaratımız vardır.
Atatürk'ün mecliste yaptığı konuşmadan...
Gördüğünüz gibi hainler TBMM'ye kadar sızmış ve "milletvekili" sıfatı altında mecliste konuşulan her şeyi yabancı ülkelere istihbarat ediyordu.
Millet fertleri arasında nifakı değil, birlik ve beraberliği sağlamaya; birbirinden intikam alına hissiyatını doğurtmaya değil; istibdat ve zulüm devrinin kiri olan fena hislerin kalplerden atılmasına yarayacak olgunlukta akıllıca makaleler yayımlanmasına gayret edilse gazetenizin şerefi yükselir, hizmeti faydalı olur.
Atatürk'ün Bingazi'de bulunduğu sırada Hanya'da (Girit adası) yayınlanan İstikbal gazetesine yazdığı mektuptan...
Tabiatın esrar dolu sinesine her gün daha çok girmekte olan insan zekası, realiteye kavuşmak için çalışanları tatmin edecek ve insanlık tarihini aydınlatacak ilimler bulmuş ve tespit etmiştir.
Tarih bakımından arkeoloji ve antropoloji, bu ilimlerin başında gelir.
Tarih, bu ilimlerin bulup meydana çıkardığı belgelere dayandıkça temelli olur. Tarihi bu belgelere dayanan milletlerdir ki, kendi aslını bulur ve tanır.
İşte, bizim tarihimiz, Türk tarihi, bu ilim belgelerine dayanır. Onun içindir ki, bizim tarih belgelerimizin her parçası, klasik sayılan kültür eserlerinin de anasıdır.
Afet İnan'ın Tarihe Giriş dersi için yazdığı kısım
