Yıllar
Konular
Favoriler

Köpek bile insan denen mahlûktan çok daha temiz, çok daha asildir.

Mustafa Kemal Atatürk
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Cemal Granda anlatıyor:

Afet İnan, Darülaceze'den dört beş yaşlarında bir evlatlık almıştı. Galiba adı İnci'ydi. Ortada dolaşır, Köşktekilerin sigaralarını yakardı. Bir gün muziplik olsun diye Foks'un ağzına da bir sigara tutuşturmuş.

Hayvan bunu önce taşıması için ağzına verilen bir çubuk sanmış. Ardından

evlatlık kibriti çakmış. Kibrit alevinden fena halde ürken

Faks, bir an ne yapacağını şaşırdı. Evlatlık kız kibritleri

peşpeşe çakıp hayvana doğru tutuyordu. Foks gözlerini orada bulunanların üzerinde gezdirdi. Kıza bir şey yapmadı. Ne dişlerini gösterdi, ne de hırladı.

Boynunu büküp bir kenara çekildi . Sessizce beklemeye başladı.

Atatürk bu olaydan duygulanmıştı ve görseldeki sözleri söyledi

Kaynak: Cemal Granda, Atatürk'ün Uşağı İdim s.196

Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerin, çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü bu olmalıdır:

Benim, Türk milletine, Türk Cumhuriyeti'ne, Türklüğün geleceğine ait ödevlerim bitmemiştir; siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.

Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk ulusu duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere devamlı olarak tekrar etmekle son nefesini verecektir.

Her Türk ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir.

Yüksel Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur.

Mustafa Kemal Atatürk - 11 Aralık 1935

Atatürk'ün Mülkiyelilere yazdığı telgraftan.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 28. Cilt, s.141

Avrupalıların her gün yeniden yeniye yapmış oldukları zulümlere karşı elimizdeki silahlardan başka bir kuvvetimiz olmadığı şu mühim zamanda tek bir kurşun bile teslim etmek, maazallah vatana bir suikasttan başka bir şey olamayacağı yüksek malumları olacağından, hatta hükümet emir vermiş olsa bile, ahali kuvvetlerine dayanmak suretiyle hiçbir silah ve cephanenin düşmana teslim edilmemesi ve düşmanın fazla kuvvet getirerek cebren ellerinden alabilmesi mümkün mevkilerdeki depolar muhteviyatının gizlice dahildeki emin mahallere naklini vatanperverane gayretlerinden bekler ve istirham eyleriz.

Mustafa Kemal Atatürk - 1920

İngiliz General Milne, İstanbul Hükümeti'nden İstanbul, İzmit, Çanakkale ve bütün sahil illerindeki cephane depolarında bulunan silahların teslimini ister.

İstanbul Hükümeti ise bunu kabul eder. Atatürk ise bu duruma karşı çıkar ve 1. Kolordu Komutanlığına bu telgrafı yollayıp, silahların asla teslim edilmemesini emreder.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 7. Cilt, s.26

İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı!

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Şubat 1938

Tamburi Selahattin'in tamburunun akortunu düzeltirken bir teli koparması üzerine Atatürk'ün söyledikleri.

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu anlatıyor:

Tamburi Selahattin çalarken Atatürk pek enginlere dalmıştı. Birdenbire ürperir gibi oldu. Selahattin'e işaret etti: 'Dur' diye bağırdı. 'Bu akort bozuk... La ve si kulağıma yabancı geliyor. Ver bana tamburu.'

Selahattin hürmetle doğruldu ve bir mihraba mukaddes bir kitap koyar gibi tamburunu Şefin asabî parmakları arasına bıraktı. Bu parmaklar teller üzerinde bir iki dolaştı. Sonra mandallardan bir ikisini sıkıştırdı. Fakat üçüncü bir hareket Şefin dudaklarında bir hayret nidası çıkarttı:

'Vaaay!..'

La teli mi, si teli mi, hangisiyse işte biri kopuvermişti.

'Ne yapacağız şimdi? Başka tel yok mu?'

'Yanımda yok, fakat otelde var!

'Güzel... getirt.'

Yüzünde komşu çocuğunun oyuncağıyla oynarken kazaen oyuncağı kırmış bir yavrunun masum hicabı belirdi.

Vaziyeti korumak ister gibi, hatta hatasının affedilmesini istiyormuş gibi etrafına bakındı.

Orgeneral Cebesoy'a hitap etti:

'İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı.'

Fakat bu derece tevazuu da kendine yediremedi. Ani bir rücu ile:

'Mamafih...' dedi,' hepiniz de farkına vardınız ki akordu bozuktu'."

Kaynak: Can Dündar - Sarı Zeybek, s.13

Bu dakika zihnimde hiçbir acının karanlığı olduğunu kabul etmek istemiyorum.

Zira, işte şen ve keyifli bir haldeyim.

Şimdi takdir etmek isterim ki, hayatın saadeti ve sevincin zamanı, anlayış tarzına bağlıdır. Bu teori genel olmasa bile benim için takibi lazımdır.

Çünkü bu felsefi teori olmadıkça hayatımın son nefesine kadar bir an sevinç görmek anlamsız olur.

Mustafa Kemal Atatürk - 15 Mart 1904

Atatürk'ün not defterinden...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.20-21

Veritabanında
719 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında