Kaza ve kader, talih ve tesadüf kelimeleri Arapçadır. Türkleri ilgilendirmez.
Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...
Ey genç!
Bütün memleketin gençliğine tercüman olan kıymettar sözlerinden fevkalade memnun oldum. Hakikatin ifadesi olan Giresun gençliğini tebrik ederim.
Afyonkarahisar, Dumlupınar'da sizin uşaklardan da vardı. Bundan dolayı müsterih ve memnun olabilirsiniz. Bu sözleri söyleyen gençlikle memleket iftihar edecektir.
Bu memleketin gençliği, hakkımda pek büyük teveccüh gösterdi.
Bu kadar layık olduğumu bilmiyordum.
Atatürk'ün Giresun'da gençlerle yaptığı sohbetten
Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.
Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.
Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
Felaket başa gelmeden önce onun önlenmesi ve savunması vasıtalarını düşünmek lazımdır.
Geldikten sonra üzülmenin faydası yoktur.
Yunan taarruzu ve milli cephelerin bozulması hakkında..
Bizim neslin gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hakimdi.
İmparatorluk halkını meydana getiren Türk'ten başka uluslara; bu arada yanlış bir din anlayışıyla Araplara; sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri anısında bulunan ırktaşlarının etkisiyle Arnavutlara özel bir değer veriliyor, onlardan söz edilirken "kavmi necip" deyimiyle sıfatlandırılarak bu duygunun belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan Türkler ikinci planda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu.
