En ciddi emelim, Türkiye'nin kendi milli kültürü ile uygun düştüğü derecede Batı medeniyetinden ve Batı ilmi ve ticari ilerlemesinden faydalanmasıdır.
Türkiye, Batı'nın asri medeniyetinde en kıymetli ne varsa kabul ederek kendi eski kültürünü mükemmelleştirmek konusunda hür olacak.
Atatürk'ün "The New York Herald" gazetesiyle yaptığı röportajdan.
Gerçi bize milliyetçi derler. Fakat biz öyle milliyetçileriz ki bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı ve uyum gösteririz. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız.
Bizim milliyetçiliğimiz herhalde bencil ve mağrur bir milliyetçilik değildir.
Kan dökmeye nihayet verilmesi için sizinle hemfikir olarak bu felaketleri ne ordunun ne ahalinin doğurmadığına sizi temin edebilirim.
Yunan ordusunun iadeye mecbur olduğu havalide bulunan bütün şehirlerimiz ve kasabalarımız yanmış ve ahali her türlü tecavüzlere maruz kalmıştır. Aynı tecavüzler şu anda yeni bir şiddetle Trakya da yapılmaktadır.
Bu insani hissi bugünkü ahvali doğuranlar nezdinde uyandırmanızı sizden rica ederim
Atatürk'ün Kardinal Gaspari'ye yazdığı telgraftan
Lozan Konferansı'na delegelerimiz gitti. Konferans devam ediyor. İnşallah arzu ettiğimiz neticeyi alacağız.
Gerçi düşmanlarımız çok çetindir. Memleketimizi bir sömürge haline getirmeye uğraşıyorlar.
Fakat bu defaki delege heyetimiz her vakit karşılarına çıkanlar gibi değildir. Neticeyi emniyetle bekleyelim.
Bu hususta hayatımıza kastetmekte inat edilecek olursa ordularımız hukukumuzu müdafaaya daima hazırdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının kazandığı kati muzafferiyetin tabii neticesi olmak üzere vukuu yakın olan barış konferansında, Türkiye devleti yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafından temsil olunur.
