İzmir, mazinin binbir meselede olduğu gibi gafleti neticesi olarak o mezalime maruz kalmıştır.
Artık o vakitler ve o dakikalar çoktan geçmiştir.
Ve bu noktayı çok iyi ortaya koymak için ilaveye mecburum ki ve bütün cihan işitsin ki, efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı çok mukaddes bir topraktır.
İzmir Belediyesi'nde halka nutuk
Güçsüz ve korkak insanlar, herhangi bir felaket karşısında milletin de hareketsiz kalmasına ve çekingen bir hale gelmesine neden olurlar. Beceriksizlik ve tereddütte o kadar ileri giderler ki, adeta kendi kendilerini aşağılarlar. Derler ki, "Biz adam değiliz ve olamayız! Kendi kendimize adam olmamıza imkan yoktur. Biz kayıtsız şartsız, mevcudiyetimizi bir yabancıya bırakalım."
Türkiye'yi, böyle yanlış yollarda yokoluş ve çöküş vadisine sevk edenlerin elinden kurtarmak lazımdır. Bunun için keşfolunmuş bir hakikat vardır, ona tabi olacağız. O hakikat şudur: Türkiye'nin düşünen kafalarını büsbütün yeni bir inançla donatmak... Bütün millete taze bir manevi güç vermek...
Bizim milletimiz elbette dünyanın takdirlerine liyakat kazanmış bir toplumdur.
Fakat onu layık olduğu şeref mertebesine ulaştıracak sizlersiniz.
Millet, memleket, Cumhuriyet sizden yüksek hizmet beklemektedir.
Siz faaliyete geçtikten sonradır ki, milletin azami kabiliyeti fiiliyata dönüşmüş olacaktır.
Bu ordu sultanın ordusu idi ve onun iradesini yerine getirir, yalnızca onu tanırdı. Bu ordu günde üç kez, "Padişahım çok yaşa!" diye bağırmak zorundaydı.
Yeni orduyu tamamen yeni prensipler ve temeller üzerine kurduk. Bu ordu, eski ordunun halkın davasına, vatan müdafaasına sadık kalmış kısımlarından ve emekçi köylü kitleleri arasından toplanan kişilerden oluşturulmuştur.
Biz bu orduyu kurarken, yalnızca bir tek amaç güttük.
Bu da, bu ordunun sultan ordusu değil, halk ordusu olması, ayrı ayrı şahısların değil, bütün halkın menfaatlarını savunmasıdır.
Türk ordusu hakkında
Atatürk'ün, Frunze ve Sovyet delegasyonuyla ikinci görüşmesinden...
Üç gün evvel yarım kalan bütün duygularımın hangi tecellilerle tamamlanması lazım geldiğini düşünüyorum.
Bütün mevcudiyetimi yokluyorum. Anlıyorum ki, hayatımda uyanıklık doğmasını gerektirecek hiçbir hal yoktur.
Lakin yine anlıyorum ki, kalbimin sayfaları her gün, her dakika yeni bir acının ortaya çıktığı saha oluyor.
Bu zıt düşüncelerin tek sebebi, duygularımın belirsizliklere ait olmasıdır.
Belirsiz... O kadar belirsiz ki...
Sağ iken oldum harap, helak oldum yeter!
