Muhterem Ordu ahalisi! Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende pek derin hissiyat bıraktı. Maalesef ciddi bir sebep, aranızda fazla kalmama mani oluyor.
Bunun için üzgünüm. Fakat vaat ediyorum: İlk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu üzüntüyü gidereceğim. Gönül arzu ederdi ki, burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi gezerek zevk alayım.
Arkadaşlar, sizin gibi şuurlu bir millete sahip olan bu devlet, bütün cihana karşı iftihar etmek hakkına sahiptir. Büyük üzüntüyle sizlerden ayrılıyorum. Fakat vaadimi yaptığım zaman bu üzüntülerim sona erecektir. Allahaısmarladık.
Ordu halkına nutuk
Milli ahlakımız, medeni esaslarla ve hür fikirlerle geliştirilmeli ve takviye olunmalıdır.
Bu çok mühimdir; bilhassa nazarı dikkatinizi çekerim.
Tehdit esasına dayalı ahlak, bir fazilet olmadıktan başka, itimada da değer değildir.
Ahlak hakkında...
Atatürk'ün Türkiye Öğretmenler Birliği'nde yaptığı konuşmadan
İnsanlarda kusur olur. Kusurlarımızı söylemek iyidir, yararlıdır.
Geçmişte yapılmış çok kusurlar ve noksanlar olmuştur.
Öyle olmasaydı zor durumlara düşmezdik.
Biz gerektiği oranda az kusurlu olmaya ve çok gayretli ve fedakar olmaya çalışmalıyız.
Atatürk'ün Kırklareli Türk Ocağı'nda yaptığı ziyaret sırasında banka müdürü Asım Bey'in Ocak'ta işbaşına gelenlerin yeterli derecede çalışmadıklarını söylemesi üzerine verdiği cevap.
Avrupalıların her gün yeniden yeniye yapmış oldukları zulümlere karşı elimizdeki silahlardan başka bir kuvvetimiz olmadığı şu mühim zamanda tek bir kurşun bile teslim etmek, maazallah vatana bir suikasttan başka bir şey olamayacağı yüksek malumları olacağından, hatta hükümet emir vermiş olsa bile, ahali kuvvetlerine dayanmak suretiyle hiçbir silah ve cephanenin düşmana teslim edilmemesi ve düşmanın fazla kuvvet getirerek cebren ellerinden alabilmesi mümkün mevkilerdeki depolar muhteviyatının gizlice dahildeki emin mahallere naklini vatanperverane gayretlerinden bekler ve istirham eyleriz.
İngiliz General Milne, İstanbul Hükümeti'nden İstanbul, İzmit, Çanakkale ve bütün sahil illerindeki cephane depolarında bulunan silahların teslimini ister.
İstanbul Hükümeti ise bunu kabul eder. Atatürk ise bu duruma karşı çıkar ve 1. Kolordu Komutanlığına bu telgrafı yollayıp, silahların asla teslim edilmemesini emreder.
İş yine sersem neferlerin, budala çavuşların fikriyle, onların istedikleri gibi oluyordu.
Hareketten önce verdiğim emir, ne subay ne çavuşlar ve ne de erler tarafından anlaşılmıştı.
Tabiatıyla böyle olacaktı. Çünkü subaylar emir ne demektedir anlamıyorlar ve anlamadıklarını da anlamıyorlardı.
Atatürk'ün Şam'da bulunan 5. Ordu Karargahı'nda tuttuğu notlardan.
Osmanlı ordusunun içler acısı hali...
