Muhterem Ordu ahalisi! Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende pek derin hissiyat bıraktı. Maalesef ciddi bir sebep, aranızda fazla kalmama mani oluyor.
Bunun için üzgünüm. Fakat vaat ediyorum: İlk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu üzüntüyü gidereceğim. Gönül arzu ederdi ki, burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi gezerek zevk alayım.
Arkadaşlar, sizin gibi şuurlu bir millete sahip olan bu devlet, bütün cihana karşı iftihar etmek hakkına sahiptir. Büyük üzüntüyle sizlerden ayrılıyorum. Fakat vaadimi yaptığım zaman bu üzüntülerim sona erecektir. Allahaısmarladık.
Ordu halkına nutuk
Bugün burada tamamen sulh içinde bir memleket görüyorsunuz.
Sahip olduğumuzdan tek bir metrekare bile fazla toprağa ihtiyacımız yoktur, memleketimiz çok büyüktür; vatandaşlarımız için hiç de küçük değildir.
Bütün memleketlerle barış ve dostluk anlaşmamız var ve ordu sadece yeni hücumlardan korumak için bulunuyor.
Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...
Sizler gibi din ve namus sahibi büyükler oldukça, Türk ve Kürdün yekdiğerinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam eyleyeceği ve hilafet makamı etrafında sarsılmaz bir vücut halinde dahil ve hariç düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı şüphesizdir.
Atatürk'ün Hacı Kaya ve Şatzade Mustafa Ağalara yolladığı telgraftan.
Elazığ Valisi Ali Galip Bey, Sivas Kongresini engellemek için bir girişimde bulunur. "Ali Galip Olayı" adı verilen bu olaya Kürdistan Teali Cemiyeti üyeleri de katılır ama Malatya bölgesindeki Kürt aşiretleri bu iki ağa sayesinde olaya destek olmaz ve girişim başarısız olur.
Ali Galip olayı olarak anılan hadisenin amacı 25 Mayıs ile 10 Eylül 1919 arasında İstanbul Hükümeti’nin genelde Milli Mücadele’yi ortadan kaldırmak, özelde ise Sivas Kongresi’ni basarak başta Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay olmak üzere Milli Mücadele’nin önde gelenlerini tutuklamaktı.
Atatürk bu iki ağaya telgraf çekerek teşekkür eder.
Bugün para durumumu inceledim. Harcamaları gelirin pek ziyade üzerinde buldum.
Şimdiye kadar cüzdanıma girip çıkan parayı hesap etmek hatırıma bile gelmemişti. Fakat bu hesapsızlığın vahim sonuçları olmak üzere pek büyük ıstıraplar altında manen ve maddeten ezildim.
Şimdi sarf olunan paranın harcandığı yerin ve zamanın kaydına baktığım zaman hareketimdeki düzensizlik dikkatimi çekiyor.
Her zaman bu defterimin gözden geçirilmesiyle hissettiğim pişmanlıklar ihtimaldir ki yaptığım hareketleri düzenlememe neden olacak.
Fakat ben henüz bunun tesirini anlayamıyorum. Masrafların sebebi fazlalığından ziyade, gelirlerin azlığıdır.
Atatürk'ün Harp Akademisi yıllarında not defterine yazdığı bir paragraf.
Saat 6 olarak geçiyor.
Kıtalarımız İzmir doğu sırtlarında düşmanın son mukavemetini kırdıktan sonra bugün 9 Eylül 1922'de mağlup düşmanla beraber İzmir'imize muzafferen girdi.
Vapurlara binmekten men edilen düşman subayları ve efradı teslim olmaktadırlar.
İzmir'de bol miktarda top, tüfek ve her nevi malzeme bulunmuştur.
Ben yarın öğleden itibaren İzmir'de bulunacağım.
9 Eylül 1922 tarihli telgraf. Aşağıdaki kişilere gönderilmiştir:
- TBMM başkan vekili Adnan Adıvar
- İcra Vekilleri Reisi Rauf Orbay
- Müdafaai Milliye vekili Kazım İnanç
- Doğu Cephesi komutanı Kazım Karabekir
- El Cezire cephesi komutanı Cevat Çobanlı
