Nesilden nesile harici hayatın genel şartları değişir. Yeni şartlara uymayan ve ananede ısrar eden, yalnız kalmaya, zayıf düşmeye, harap olmaya ve ölüme mahkumdur.
Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitabı için Atatürk'ün el yazısıyla yazdığı taslaktan
Bizans'ın son günlerinde, Fatih'in teslim davetine karşı: "Allah'ın bana bir emaneti olan bu memleketi, ancak Allah'a teslim ederim" diyen son Rum kayzerinin tahtına varis bir hanedandan gelen bugünkü halife ve sultanın hükümeti, esir olmamak isteyen milleti kendi eliyle bağlayarak düşmanlara teslim etmeye çalışıyor.
Atatürk'ün Tevik Paşa'ya yolladığı telgraf.
Atatürk, burada Fatih'in İstanbul'u fethettikten sonra kendisini "Roma İmparatoru" ilan etmesine vurgu yapıyor.
Aynı zamanda padişah ve ona bağlı hükümetin ihanetine dikkat çekiyor.
Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, zincirleme bir tarih içinde tespit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur.Fakat bu övünmeye layık olmak için bugün çalışmak lazımdır. Her sahada, bilhassa medeniyet alemine eser vermek için çalışkan olmayı hedef tutmalıdır.
Türk milleti, tarihinle övün; çünkü senin ecdadın, medeniyetler kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir.
Sen, Anadolu denilen bu yurda, sonradan gelme değil, ilk yerleşip medeniyet kuranların çocuklarısın.
Fakat geleceğine güvenebilmek için, bugün çalışman lazımdır. Çünkü yalnız tarih övüncü bir meziyet sayılmaz.
Atatürk'ün, Ankara/Güvenpark'ta bulunan "Güvenpark Anıtı" veya eski adıyla "Emniyet Abidesi" üzerinde yazılı "Türk, öğün, çalış, güven" vecizesi hakkındaki sözleri...
Uzun yıllar emperyalizm, Avrupa'ya hakim oldu.
Ancak emperyalizm ölüme mahkumdur.
Bunun cevabını, Almanya'nın, Avusturya'nın, Rusya'nın ve geçmişteki Türkiye'nin yıkılışında bulursunuz.
Atatürk'ün The Saturday Evening Post gazetesi yazarı Isaac Marcosson'la röportajı
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, çarpışma demektir. Hayatta başarı, mutlaka mücadelede başarıyla mümkündür.
Bu da, manen ve maddeten kuvvete, kudrete dayanır bir şeydir.
Bir de, insanların meşgul olduğu bütün meseleler, maruz kaldığı bütün tehlikeler, elde ettiği başarılar, ortaklaşa, genel bir mücadelenin dalgaları içinden doğa gelmiştir.
