Türk dili, Türk bilincinin tam teşekkül ve gelişiminden sonra düşünülerek kurulmuş akademik, yapay bir dil değildir.
Türk dili, Türk bilinci kadar doğaldır. Türk dili, Türk bilinci ve dehası kadar mantıklıdır, yüksektir.
Türk dilinin en küçük bir morfemi, Türk'ün tabiatı incelemekten aldığı en büyük kavramın ifadesidir.
Türkçe Hakkında
Ulus Gazetesi'nde yayınlanan "Türk Dilinin Orijinalitesini Gösteren Bir Analiz" başlıklı makale
Sizden olan bir şahsa sizden fazla önem atfetmek, her şeyi milletin bir ferdinin şahsiyetinde toplamak, geçmişe, bugüne, geleceğe, bütün bu devirlere ait bir toplum meselesinin açıklanmasını ve ortaya konulmasını, bu yüksek topluluğun mütevazı bir şahsiyetinden beklemek, elbette ki layık değildir; elbette ki lazım değildir.
Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlerle yaptığı konuşmadan...
Ve bütün cihan bilmelidir ki, Türk milleti artık mazinin bin türlü fenalıkları eseri olarak beyninde yer tutan pası tamamen silmiştir.
Gözleri önünde her gün biraz daha fazla toplanmak istenen bulutları katiyen dağıtmıştır. Artık bütün manasıyla ve bütün çıplaklığıyla hakikati görüyor ve anlıyor.
Bu milleti bütün mevcudiyetiyle temas ettiği hakikatten, hakikate yürümekten men etmek imkan ve ihtimali kalmamıştır.
Türk milletini kendi nefsini bile anlamaktan men eden seller, setler imha edilmiştir, yıkılmıştır. Ve devamlı imha edilecektir, yıkılacaktır.
Atatürk'ün Balıkesir'de halka yaptığı konuşmadan
Efendiler, hiçbir millet, milletimizden ziyade yabancı unsurların inançlarına ve adetlerine riayet etmemiştir.
Hatta denilebilir ki, başka dinler erbabının dinine ve milletine riayetkar olan yegane millet bizim milletimizdir.
Fatih, Istanbul'da bulduğu dini ve milli teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum patriği, Bulgar eksarhı ve Ermeni kategigosu gibi Hıistiyan dini reisleri imtiyaz sahibi oldu. Kendilerine her türlü serbesti bahşedildi.
Istanbul un fethinden beri, Müslüman olmayanların mazhar bulundukları bu geniş imtiyazlar, milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en müsaadekar ve civanmert bir milleti olduğunu ispat eder en açık delildir.
Atatürk'ün Ankara'da eşraf ve ileri gelenlerle konuşması
Ah Salih, Allah bilir, hayatımın bugününe kadar orduya faydalı bir uzuv olabilmekten başka vicdani bir emel edinmedim.
Çünkü vatanın muhafazası, milletin saadeti için her şeyden evvel ordumuzun o eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan inanmıştım.
Bu kanaate ait emellerimin şiddeti, ihtimal beni çok fazla aşırı göstermişti. Fakat zaman, saf ve nezih dimağlardan doğan fikri hakikatleri -kabulünden çekinilse de- tatbik ettirir.
