İstanbul'a benden çok çok selam. Yakında birbirimizi kucaklarız. Milli emeller dahilinde barış elde edilecektir. Elde edilmesi yakındır. Her şeyde orduyu kullanmaya lüzum yoktur.
Artık bütün cihan bizimle beraberdir. İnsanlık bizimle beraberdir. İngiliz milletinin aklıselimi bizim tarafımızdadır. Hatta şimdiye kadar yanlış yola gitmiş olan bazı Batı ricali bile nihayet hakikati görmüşler, bizimle beraber olmuşlardır.
Atatürk'ün İstanbul'da yayınlanan Vakit Gazetesi başyazarına verdiği demeçten.
Şikayetlerinizde haksız değilsiniz, ama milletvekillerinden birtakımının nasıl fesatlıklar çevirdiklerini, birtakımının da İstanbul hükümeti tarafını tuttuklarını bilmiyorsunuz.
Çoktan beri çıkarmaya çalıştığımız İhanet-i Vataniyye Kanunu'nu meclisten geçirinceye kadar göbeğimiz çatladı.
Karşı taraf da çalışmalarımızı felce uğratmak için her şeyi yapıyor.
Son fetvaları ve fesatları ile az çok edindiğimiz kuvvetleri dağıtmışlardır.
Faaliyetlerimiz bu yüzden sekteye uğramıştır. Onun için sizi cepheden çağırmak zorunda kaldık.
Atatürk'ün Çerkez Ethem'e verdiği cevap. Bu vatanın nasıl güçlüklerle kurtarıldığının bir başka belgesi.
Milli Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük düşmanımız İngilizler veya Yunanlılar değildi. Türk milletinin genlerine işlemiş ihanet şebekesi süreki çalışıyordu.
Padişah ve İstanbul hükümeti, halkı Atatürk ve Kuvay-i Milliye aleyhine kışkırtıyordu. Kuvay-i Milliye'ye katılanların İslam'a, padişaha ve Allah'a isyan ettiğini söylüyorlardı.
Bu nedenle Kuvay-i Milliye'ye katılan binlerce asker Kuvay-i Milliye'den ayrıldı. Bir çoğu kendi komutanlarına isyan edip "din adına" komutanlarını öldürdü.
Padişah ve İngiltere destekli Anzavur isyanının temel amacı Mustafa Kemal'i ve direnişi yok etmekti. Anzavur Ahmet, Susurluk'a geldiğinde, halka seslenirken "Yanımda Kuran, göğsümde iman, elimde ferman, padişahınızın emri ile geldim" diye sözüne başlamıştı. Kısa sürede büyük bir güç haline geldiler ve Marmara bölgesinde isyan ettiler.
Çok büyük askeri sıkıntı yaşayan Mustafa Kemal, mecburen Çerkez Ethem'i çağırdı. Çerkez Ethem, isyanı bastırdıktan sonra Ankara'ya geldi ve "Anafartalar Kahramaının" karşısına geçip hesap sorar gibi: "Benim temel amacım Ankara'dakileri bir şeyler yaptırmaya alıştırmaktı. Belki bana yardım edersiniz diye. Sizin basit bir eşkiya çetesini bile yenebilmekten aciz olduğunuzu anlamıştım".
Atatürk ise kendisine görseldeki cevabı verir.
Lozan'a gönderdiğimiz delege heyeti ve onun başındaki arkadaşımız o kadar kıymetli ve kuvvetlidir ki, davamızı açıklıkla kavramış müdafaa vasıtalarını o kadar güzel hazırlamıştır ki, kimsenin hayallere sapmasına imkan kalmayacaktır.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Cahil gericiler Cumhuriyet adliyesinin pençesinden kurtulamayacaklardır.
Hadiseye dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi dini, siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır.
Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kati olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas kalacaktır.
Bursa'da ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan bir grubun gösteri yapması üzerine Atatürk'ün Anadolu Ajansı'na verdiği beyanat.
Atatürk'e göre ezanın Arapça yerine Türkçe okutulması tamamen bir "dil meselesiydi". Ona göre Türkçe, Türk'ün hayatının her alanında hakim olmalıydı.
Efendiler! Haşmet ve debdebe içinde hayat geçirmeye alışan bu padişahlar ve yakınları ve sarayları ve bütün erkanı artık ne olursa olsun bütün bu debdebe ve gösterişi devam ettirmenin zaruri olduğu kanaatinde bulunuyorlardı.
Onun için devletin hakiki kaynaklarını kuruttuktan sonra muhtaç oldukları parayı hariçten tedarike kalkıştılar ve bunun için birçok borçlanmaya girdiler.
Milletin bütün menfaatlarını sınırlamak suretiyle ve haysiyet ve şerefini feda etmek suretiyle birçok borçlanmaya girdiler.
O kadar ki, bunların faizlerini ödeyemeyecek bir hale geldi ve bir gün devlet, dünya gözünde iflas etmiş sayıldı.
Osmanlı Padişahları hakkında, İzmit sinema binasında konuşma.
