Memleket mutlaka çağdaş, medeni ve yenilikçi olacaktır. Bizim için bu, hayat davasıdır. Bütün fedakarlığımızın verimli olması buna bağlıdır.
Türkiye ya yeni fikirlerle donanmış namuslu bir idare olacaktır veyahut olamayacaktır. Halk ile çok temasım vardır.
O saf kitle, bilmezsiniz ne kadar yenilik taraftarıdır.
Tercüman Hakikat gazetesi başyazarı Hüseyin Şükrü Bey'e demeç
Avrupalıların her gün yeniden yeniye yapmış oldukları zulümlere karşı elimizdeki silahlardan başka bir kuvvetimiz olmadığı şu mühim zamanda tek bir kurşun bile teslim etmek, maazallah vatana bir suikasttan başka bir şey olamayacağı yüksek malumları olacağından, hatta hükümet emir vermiş olsa bile, ahali kuvvetlerine dayanmak suretiyle hiçbir silah ve cephanenin düşmana teslim edilmemesi ve düşmanın fazla kuvvet getirerek cebren ellerinden alabilmesi mümkün mevkilerdeki depolar muhteviyatının gizlice dahildeki emin mahallere naklini vatanperverane gayretlerinden bekler ve istirham eyleriz.
İngiliz General Milne, İstanbul Hükümeti'nden İstanbul, İzmit, Çanakkale ve bütün sahil illerindeki cephane depolarında bulunan silahların teslimini ister.
İstanbul Hükümeti ise bunu kabul eder. Atatürk ise bu duruma karşı çıkar ve 1. Kolordu Komutanlığına bu telgrafı yollayıp, silahların asla teslim edilmemesini emreder.
Milli müfrezeler sabit ve seyyar olmak üzere iki türlüdür.
Genellikle mücadele ve emniyet ve asayişi temin ve idame icabında ordunun harekatını kolaylaştırma maksadıyla seyyar müfrezeler teşkil olunur.
Bundan başka eşkıyanın taarruzundan ve Müslüman olmayan unsurların ihtilal ve tecavüzlerinden kasaba ve köyleri muhafaza ve müdafaa için mahalle, köy ve mıntıkalarda sabit müfrezeler vücuda getirilir.
Gördüğünüz gibi düşman sadece İngiliz, Fransız ve Yunan orduları değildi. 1919 yılında Anadolu tam bir anarşi yuvasıydı.
Köylere saldıran eşkiyalardan tutan, Müslüman Türklere saldıran azınlık unsurlara kadar ne ararsan vardı.
Atatürk böyle bir ortamdan ülkeyi kurtardı.
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Teşkilat Nizamnamesine Ek
En büyük hakikatler ve ilerlemeler, fikirlerin serbest ortaya konması ve alışverişiyle meydana çıkar ve yükselir.
Başkumandan vekili her hareketinde bir ordu mahvederdi. Sarıkamış'ta olduğu gibi...
O ve arkadaşları zaten daha evvel Türk milletini ve ordusunu tabii olmayan bir vaziyete sokmuşlardı.
Atatürk'ün 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan 1. Dünya Savaşı hatıralarından..
Başkumandan vekili derken Enver Paşa kastediliyor.
1914-1919 yılları arasında Atatürk'ün yazdığı bu notlar, 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlandı.
