Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek dünyanın barış ve emniyeti için çalışacağına emin olabilirsiniz.
Türk kadını erginlik savaşına fiilen iştirak etmiştir. Türk kadını, erkek Türk'e büyük yardımlarda bulunmuştur.
Türk kadını zaferimizde büyük bir etken olmuştur. Kadınlarımızın geçirdiği gelişme ve bugün elde ettiği mevki bütün cihan kadınları tarafından insaniyet kaygısıyla taklit edilecektir.
Türk kadını hakkında Milletlerarası Kadınlar Birliği Kongresi Heyetine.
"Erginlik Savaşı", "Kurtuluş Savaşı" anlamına geliyor.
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, çarpışma demektir. Hayatta başarı, mutlaka mücadelede başarıyla mümkündür.
Bu da, manen ve maddeten kuvvete, kudrete dayanır bir şeydir.
Bir de, insanların meşgul olduğu bütün meseleler, maruz kaldığı bütün tehlikeler, elde ettiği başarılar, ortaklaşa, genel bir mücadelenin dalgaları içinden doğa gelmiştir.
Hukuk hükümlerini, kurallarını, din kuralları gibi değil, insanlığa ait olayları, olgunlaşmaları, ilerlemeleri takip ve ifade etmekle varlığını açıklayabilen yaşam kuralları olarak kabul etmek gereklidir.
Ankara Hukuk Fakültesi, artık çağımızda bir anlam ifade etmeyen ve etmekten aciz olan eski hukuk sistemlerini tarihe emanet ederek, medeni ve laik hukuku anlatacak ve okutacaktır.
Hakkı Bey haklı!
Ben de saraya gideceklerden değilim.
Padişahlarınkine benziyen merasime lüzum yok.
Hakkı Kılıçoğlu, Hür Fikir isimli gazetede Atatürk'ün bazı törenlerdeki halini beğenmediği için sert bir dille eleştirmişti ve yazısını "Bu yol saltanat yoludur, saraya gider, biz artık saraya gideceklerden değiliz!" diyerek bitirmişti.
Bu durumu hemen Atatürk'e ilettiler ve şikayet ettiler. Atatürk, Hakkı Bey'i haklı buldu. Özeleştiri yaptı. Ve Meşrutiyetten beri en ilerici aydınlardan biri olduğunu bildiği Hakkı Kılıçoğlu için Atatürk kendisine şikayete gelenlere görseldeki sözleri söyledi.
Hakkı Kılıçoğlu 1924 yılında Mustafa Kemal'in isteğiyle Hür Fikir gazetesini kurmuş ve 1927-46 yılları arasında CHP milletvekilliği yapmıştı.
Şunu bilmenizi isterdim ki biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.
ABD Başkanı Woodrow Wilson 1 Ağustos 1919'da Tümgeneral James Harbord başkanlığında askeri bir heyeti Anadolu ve Kafkaslardaki durumu incelemek üzere İstanbul'a gönderdi.
Bu heyet Sivas'a da geldi ve Kuvay-i Milliyecilerle görüştü.
Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşen Amerikalı general James Harbord ona şöyle dedi:
"Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya, müttefiklerinizle dört yıl harp eƫtiniz, yenildiniz. Dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir millettin intihar ettiğini mi göreceğiz?"
Atatürk ise ona aynen görselde yazılı sözleri söyler.
Bunun üzerine Harbord ayağa kalkar ve: "Biz de olsak öyle yapardık" diye cevap verir.
