Gerçi bize milliyetçi derler. Fakat biz öyle milliyetçileriz ki bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı ve uyum gösteririz. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız.
Bizim milliyetçiliğimiz herhalde bencil ve mağrur bir milliyetçilik değildir.
TBMM'de konuşma
Halka şimdiye kadar kaçırılan fırsatların ve memleketin maruz kaldığı elim neticelerin yegane saiki memleket ve millet işlerinin daima sınırlı bazı şahısların elinde oyuncak olmasından ve milli hakimiyetin daima ihmal edilmiş ve atıl bırakılmış bulunmasından ileri geldiğini telkin etmeli ve milli hakimiyete karşı vaki olacak en küçük bir taarruz ve tecavüzü büyük bir kahramanlıkla karşılamak lazım geldiğini yine elbirliğiyle ışık tutup aydınlatmalıyız.
Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.
Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.
Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
Şüphe yok ki, bizim milletimizin karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye, istenen şekle dönüşmeye müsaittir.
Fakat kendi kendine olması şartıyla...
Eğer bizim karakterimize, dışardan, bizim karakterimizden başka karakterlerdeki etkenler tarafından bir şekil verilmek istenirse, bundan sabit ve belirli hiçbir şekil, hiçbir netice ortaya çıkamaz!
Paşa, biliyor musun, ben Cumhurbaşkanlığını bırakıp Hatay'a çete reisi olacağım.
Fahrettin Altay'ın anısından
" 1937 yılında Ocak ayında İstanbul'a gelen Atatürk beni Park Otel'e çağırttı. Gittiğimde kendisini sıkıntılı bir halde buldum. Biraz da terli idi. İç salona geçtikten sonra balkona çıktı; sert rüzgarın karşısına göğsünü vermişti. Saçları rüzgardan uçuşuyor ve o dalgın dalgın Marmara'yı seyrediyordu. Mutlaka kafasını kurcalayan bir şey vardı. Üşütmesinden korktuğum için:
'Hava çok sert, soğuk alırsınız, içeri buyrun'
Bunun üzerine Atatürk, Fahrettin Altay'a döner ve bu sözleri söyler...
