Milli bağımsızlığımızı boğan ve vatanın parçalanması tehlikelerini hazırlayan İtilaf devletlerinin icraatı ve merkezi hükümetin esir ve aciz vaziyeti malumunuzdur.
Milletin mukadderatını bu mahiyette bir hükümete teslim etmek, maazallah yok olmaya boyun eğmek demektir.
Atatürk'ün 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'e yolladığı telgraf
Kilikya'da Ermeniler, Fransızlar tarafından silahlandırılmakta ve İslam ahaliye fiilen musallat edilmektedir.
Kozan'da birçok Müslüman'ı kiliseye, doldurdukları, akıbetlerinin meçhul bulunduğu ve birçok namusa tecavüz edildiği ve Feke kazasının Ermeniler tarafından kuşatıldığı, telgraf tellerinin kesildiği ve İslam ahalinin işgal bölgesi haricine koşarak imdat niyaz eyledikleri, akıbetlerinin vahametinden bütün İslam ahalinin galeyan ve heyecanda bulunduğu, mahallinden bildirilmiştir.
Atatürk'ün Sivas Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti'ne telgrafı
Yüz sene, beş yüz sene, bin sene evvel yaşayan bir toplum için yapılan kanunlarla, bugünkü toplumları idareye kalkışmak gaflettir, cehalettir.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
A Kemal, sen ziraat okudun mu? Hayır.
- Çiftçi misin? Hayır.
- Baban çiftçi miydi? Hayır.
İşte bilmediği işe parasını koyup da kaybedenlere sular bile güler.
Falih Rıfkı Atay anlatıyor: Orman çiftliği kurulduğu yıllarda toprağa ne ekilirse, ölüyordu.
Bir yıldönümü akşamı aşağı ufak köşkün önünde oturuyorduk. Topraklar bomboştu.
Müdür Tahsin Bey bu köşkün önüne bir havuz yaptırmış. O gün, Atatürk bir senelik zararı haber aldığı için düşünceye daldığı sırada, havuzun fiskiyesini açtılar. Meğer Tahsin Bey suyun içine renkli ampuller koydurmuş. Bozkırın bir köşesinde, alaca karanlıkta birdenbire yeşilli, mavili, allı sular fışkırınca, Atatürk güldü ve bu sözleri söyledi.
Geçen gün bana zırhlı müdafaa hatlarından bahsediliyordu. Faraza Majino'dan. Benim kanaatim belki biraz aykırı düşecek ama. Israr ederim ki bu hatların faydasına inanamıyorum.
Zira harbi insan yapar. Dolayısıyla insanın toprak üstünde bulunması lazımdır. Köstebek gibi toprak altında, beton borularda veya zırhlı kulelerde oturtulacak bir kuvvet, evvelden harp harici edilmiş bir kuvvet sayılmalıdır.
Manevra kabiliyetini kendi kendine imha eden bir ordu bir harpte mağlubiyetten başka ne kazanabilir, bilmem.
Atatürk'ün Maginot vb zırhlı savunma hatları hakkındaki düşünceleri
