Bizim kanaatimizce milletlerarası siyasi emniyetin gelişmesi için, ilk ve en mühim şart, milletlerin hiç olmazsa barışı muhafaza fikrinde samimi olarak birleşmesidir.
Biz iktisadi genişliğin temelini de, ancak her milletin refahla yaşamaya ve ilerlemeye hakkı olduğunu kabul eden bir zihniyetle bütün milletlerin birlikte çalışmaları yolunun bulunmasında görüyoruz.
Atatürk'ün "TBMM 4. Devre, 2. Toplanmı Yılı Açılış Konuşması
Gençler için vatan işlerinde ölmek olabilir; korkmak asla!
Mustafa Kemal ve beraberindekiler 2 Eylül akşamı Sivas'a ulaşır. Büyük bir kalabalık onları karşılar. O sırada bir Fransız subay kalabalığa bağırır ve gençlerden biri telaşlanır. Atatürk bu görseldeki sözleri söyler.
Padişahlar halka acımadılar, Anadolu'ya acımadılar, onu sadece soydular.
Osmanlı ve padişahlar hakkında
Yeni Türkiye'nin ilk ve en mühim düşüncesi, siyasal değil, ekonomiktir.
Biz, dünya tüketiminin olduğu gibi, üretiminin de bir parçası olmak istiyoruz.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" yazarı Isaac Marcosson'la yaptığı röportajdan.
Eğer kitabet hocamız Altay Emini Mehmet Asım Efendi imdadıma yetişmeseydi, ben de şair olup çıkacaktım.
Çünkü hevesim vardı. Asım Efendi bir gün beni çağırdı. "Bak oğlum, Mustafa, şiiri filan bırak. Bu iş senin iyi bir asker olmana mani olur. Diğer hocalarınla da konuştum, onlar da benim gibi düşünüyorlar" dedi.
Hocamın ne kadar haklı olduğunu hadiseler ispat etti.
Atatürk, Manastır'daki askeri liseye başladıktan sonra Ömer Naci isimli bir çocukla tanışır. Ve onun sayesinde şairliğe merak sarar. Bir ara, askerliği bırakıp şair olmayı düşünür. Ve sonra öğretmeni ona engel olur.
Atatürk bu anısını, bu sözlerle anlatıyor.
Atatürk, 1898 Kasım ayında Manastır'daki liseden ikincilikle mezun oldu.
