Bu karar Türk kadınına toplumsal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir.
Türk kadını evdeki medeni mevkiini salahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatta belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de mebus seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor.
Medeni memleketlerin bir çoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salahiyet ve liyakatla kullanacaktır. Bu notla en mühim inkılaplardan birini anmış oluyoruz
Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesi üzerine notları
Mütareke imzalandığı zaman memleketin mühim ve verimli kısımları işgal altına alındı. Silahlarımız elimizden alındı. Vaziyet pek ümitsiz bir halde bulunuyordu. Her şeyden evvel düşmanı memleketten dışarı atmak lazımdı.
Bu her düşüncenin, her bakışın üstünde bir gereklilikti. Uzun emekler, gayretlerden sonra buna muvaffakiyet hasıl oldu. Düşman çekilmişti.
Lakin memleket harap bir halde kalmıştı. Yıkılmış şehirlerin imarı lazımdı.
Mutlaka yapılması lazım gelen şimendiferler, yollar ve limanlar vardı. Su tesisatını unutmamalı.
Kısacası koca bir memleket baştan aşağıya kadar donatılmak ihtiyacındaydı.
Atatürk'ün, ABD ticaret müsteşarı Dr. Klein'la görüşmesinden.
Hatay dediğimiz topraklar bütün kapsamlı manasıyla Türk topraklarıdır.
Bu hakikati biz 1921'den itibaren tespit ettirmiş bulunuyoruz.
Bu Türk topraklarındaki halkın Türk olduğunu ise münakaşa mevzusu dahi kabul etmiş değiliz.
Atatürk'ün Başbakan İsmet Paşa'ya Hatay hakkında gönderdiği not
Biz, belki burada bulunanların tamamı dünyaya geldiğimiz zaman bu topraklar üzerinde yaşayanlarla beraber, kahredici bir istibdadın pençesi içinde idik.
Ağızlar kilitlenmiş gibi idi. Öğretmenler, mürebbiler yalnız bir noktayı kafalara yerleştirmeye mecbur tutulmakla idi: Benliğini, her şeyini unutarak bir heyulaya boyun eğmek, onun kulu, kölesi olmak.
Bununla beraber, hatırlamak lazımdır ki, o tazyik altında dahi, bizi bugün için yetiştirmeye çalışan hakiki ve fedakar öğretmenler ve mürebbiler eksik değildi.
Onların bize verdikleri feyiz elbette esersiz kalmamıştır.
Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlere yaptığı konuşmadan...
Bu ulus için artık boyunduruk altında yaşamak diye bir şey mevzubahis olamaz.
Onu ne bir diktatör bozuntusu boyunduruğu altına alabilecektir, ne de bir düşman ülkenin sapık davranışları onu etkileyebilecektir.
