Yıllar
Konular
Favoriler

Efendiler, dış siyasetin en çok alakadar olduğu ve dayandığı husus, devletin iç teşkilatıdır.

Dış siyasetin iç teşkilatla uyumlu olması lazımdır. Batı'da ve Doğuda başka başka tabiatlara ve kültüre ve emele sahip birbirine zıt unsurları toplayan bir devletin iç teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur. O halde dış siyaseti de esaslı ve metin olamaz.

Böyle bir devletin iç teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, siyasi mesleği de milli olamaz.

Buna nazaran Osmanlı devletinin siyaseti milli değil, fakat şahsi, belirsiz ve istikrarsız idi.

Mustafa Kemal Atatürk - 1927
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 20. Cilt, s.24

Yabancılardan nefret ettiğimiz hakkındaki rivayet esassızdır. Bizde bu gibi hisler yoktur.

Ben hükümet tarafından işlenen hatalardan dolayı o hükümetin ait bulunduğu millete düşmanlık besleyecek bir adam değilim.

Mustafa Kemal Atatürk - 1922

Atatürk'ün Morning Post gazetesi muhabiri Grace Ellison'la yaptığı röportajdan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt, s.191

İnsan yalnız özgürlük vasıtası olarak servete sahip olmalıdır; yoksa servete esir olmak için değil!

Mustafa Kemal Atatürk - 1930

Zenginlik hakkında...

Vatandaş için Medeni Bilgiler

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 23. Cilt, s.66

Elimizdeki savaş uçaklarının bir kısmı Fransız sisteminde olup, bazılarının makineli tüfekleri noksandır. Spat on üç uçaklarına mahsus makineli tüfeklerden on beş kadarına ihtiyacım vardır. Suriye'den veya en yakın bir yerden birkaç gün içinde yetiştirilmesine yol göstermenizi rica ederim. Bu makineli tüfekler şu sırada benim için Fransa'nın en kıymetli hediyesi olacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 29 Ağustos 1922

Atatürk'ün Fransız Albay Louis Mougin'e yolladığı telgraf.

Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusunda savaş uçağı çok azdı. Bunun üzerine, gizlice gerçekleştirilen bir satın alma operasyonuyla savaştan kalan 20 adet SPAD XIII uçağı, silahsız bir şekilde İtalyan tüccar Parakini aracılığıyla İtalya'dan alınarak Millî Kuvvetler'e katıldı.

Bu uçaklar gemiyle Mersin'e getirildikten sonra Konya'ya nakledildi ve burada detaylı bakımları yapıldı.

Toplam altı uçak, kullanılamaz durumda olan Alman Bölükleri'nden elde edilen Spandau makinalı tüfeklerle donatılarak Büyük Taarruz öncesinde savaşa hazır hale getirildi. Büyük Taarruz sırasında ise bu uçaklardan beşi, 1. ve 2. Tayyare Bölükleri'ne bağlı olarak Batı Cephesi'nde görev yaptı.

Bu uçaklardan biri olan Yüzbaşı Fazıl'ın kullandığı uçak, 29 Ağustos 1922'de bir Yunan Breguet XIV uçağını düşürmüştü. Bu avcı uçakları daha sonraki yıllarda eğitim amaçlı kullanıldı ve 1926 yılına kadar hizmette kaldı.

Türk ordularının I. ve II. İnönü muharebelerindeki başarıları Fransa'yı çok etkilemiş ve bunun sonucunda Fransa tutumunu değiştirmişti.

Fransızlar 1921 Mart ayından itibaren Türkiye ile görüşmelere başladı.

20 Ekim 1921 tarihinde Henri Franklin Bouillon ile Hariciye Vekili Yusuf Kemal (Tengirsek) Bey arasında Ankara antlaşması imzalandı.

Bu antlaşma ile Fransa, iktisadi ve kültürel imtiyazlardan vazgeçiyor, güney sınırımız tespit ediliyordu.

Bu anlaşma ile I. Dünya Savaşı öncesi kurulmuş bulunan İtilaf Blok'u parçalandı.

Versay'da kendisini desteklemeyen ve Almanya'ya yumuşak davranan İngiltere'ye kızan Fransa, Türkiye konusunda İngiltere'ye oyun oynuyor ve tek başına hareket ediyordu. İngiltere bu anlaşmayı hayret ve dehşetle karşıladığını açıkça belirtti.

Atatürk ise "Türkiye ile Sèvres Antlaşması'nı imzalamış devletlerin en güçlülerinden biri olan Fransa'nın bizimle ayrı bir anlaşmaya vardığı gerçeği, o antlaşmanın (Sevr'in) sadece bir bez parçası olduğunu tüm dünyaya kanıtladı." demişti.

Mösyö Louis Mougin, Mustafa Kemal'in büyük bir hayranı ve de Türkiye'ye yeterli destek ve yardım sağlamayan kendi hükümetini sık sık tenkid edecek dereceye varacak kadar, Türk ulusal hareketinin güçlü bir savunucusu haline gelmiş bir Fransız albaydı ve Ankara Anlaşması görüşmeleri sırasında Franklin Bouillon'la beraber çalışmıştı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.223

Bu ordu sultanın ordusu idi ve onun iradesini yerine getirir, yalnızca onu tanırdı. Bu ordu günde üç kez, "Padişahım çok yaşa!" diye bağırmak zorundaydı.

Yeni orduyu tamamen yeni prensipler ve temeller üzerine kurduk. Bu ordu, eski ordunun halkın davasına, vatan müdafaasına sadık kalmış kısımlarından ve emekçi köylü kitleleri arasından toplanan kişilerden oluşturulmuştur.

Biz bu orduyu kurarken, yalnızca bir tek amaç güttük.

Bu da, bu ordunun sultan ordusu değil, halk ordusu olması, ayrı ayrı şahısların değil, bütün halkın menfaatlarını savunmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk - 4 Ocak 1922

Türk ordusu hakkında

Atatürk'ün, Frunze ve Sovyet delegasyonuyla ikinci görüşmesinden...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 12. Cilt, s.205

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında