Eğer İsmet Paşa hükümet teşkilini kabulden kati surette kaçınsaydı, başvekaleti bizzat üstlenmekten başka çare kalmazdı.
Ya ben, ya İsmet Paşa.
1930 yılında İsmet Paşa'nın görev süresi dolunca, Atatürk yine kendisini başvekil (başbakan) olarak atar.
Fakat ne var ki İsmet Paşa bu görevi kabul etmez. Çünkü devlet idaresinin başkaları tarafından üstlenilmesi ve başkalarının da tecrübe kazanmasını istemektedir.
İsmet Paşa, Atatürk'ün diretmesine rağmen görevi kabul etmemekte ısrarlı olmuş, nihayet bir saat süren ısrardan sonra başvekaleti kabul etmiştir.
Sonrasında Atatürk, Akşam gazetesine bunları söyleyecekti.
Milletin mukadderatını doğrudan doğruya üstlenerek yeis yerine ümit, perişanlık yerine intizam, tereddüt yerine azim ve iman koyan ve yokluktan koskoca bir varlık çıkaran Meclis'imizin civanmert ve kahraman ordularının başında bir asker sadakat ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirmiş olduğumdan dolayı, bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnuniyet içindeyim.
Cumhuriyet'imiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir.
Bunu kazanmak için çok kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık.
İcabında müesseselerimizi müdafaa için lazım olanı yapmaya hazırız.
Tercüman-ı Hakikat gazetesi başyazarı Hüseyin Şükrü Beye demeç
Bizim Hatay hakkındaki istediklerimiz, TC şerefini korumak şartıyla görünüşte ve lafta bazı değişikliklere tahammül gösterebilir. Ve fakat hakikati asla feda edemez.
Fransızlar bu esası kelimelerle kollayarak bizi esastan uzaklaştıracak tekliflerle kendi hesaplarına başarılı olmayı hedef tutar ve bunda ısrar ederlerse, benim kanaatime göre zor duruma düşecek olan TC Devleti değil, Fransa Devleti olacaktır.
Atatürk'ün Başbakan İsmet Paşa'ya Hatay hakkında gönderdiği not
Eğer kitabet hocamız Altay Emini Mehmet Asım Efendi imdadıma yetişmeseydi, ben de şair olup çıkacaktım.
Çünkü hevesim vardı. Asım Efendi bir gün beni çağırdı. "Bak oğlum, Mustafa, şiiri filan bırak. Bu iş senin iyi bir asker olmana mani olur. Diğer hocalarınla da konuştum, onlar da benim gibi düşünüyorlar" dedi.
Hocamın ne kadar haklı olduğunu hadiseler ispat etti.
Atatürk, Manastır'daki askeri liseye başladıktan sonra Ömer Naci isimli bir çocukla tanışır. Ve onun sayesinde şairliğe merak sarar. Bir ara, askerliği bırakıp şair olmayı düşünür. Ve sonra öğretmeni ona engel olur.
Atatürk bu anısını, bu sözlerle anlatıyor.
Atatürk, 1898 Kasım ayında Manastır'daki liseden ikincilikle mezun oldu.
