Geçenlerde Başkumandan Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan bir emirname icabınca memleket dahilinde mevcut olan bütün zahire depolarından yüzde kırkı milli müdafaa ihtiyaçlarına sarf edilmek üzere hükümet tarafından alınacaktır.
Rusya'daki açlığı hafifletmeye medar olur ümidiyle, hükümet, Karadeniz sahillerinde bu suretle elde edeceği hububatı Rus milletine hediye etmeye karar vermiştir.
Keyfiyeti Çiçerin'e tebliğ eylemeniz rica olunur.
Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya, Türkiye'ye önemli miktarda yardımda bulunmuştu. Sovyet resmi verilerine göre:
- 39.000 tüfek
- 327 makineli tüfek
- 54 top
- 63 milyon fişek
- 147.000 top mermisi
- 2 avcı botu
- Doğu sınırlarında eski Rus ordusunun bıraktığı askeri malzemeler
- Ankara’da iki barut fabrikasının kurulmasına yardım
- Fişek fabrikası için gerekli teçhizat ve hammadde
- 200 kilo külçe altın
- Doğu sınırlarında eski Rus ordusunun bıraktığı askeri malzemeler
- 100.000 altın Ruble (kimsesiz gazi çocukları için yetimhane kurulması amacıyla)
- 20.000 Lira (basımevi ve sinema teçhizatı alımı için)
Bununla beraber, kimsenin bilmediği gerçek, Kemalist hükümetin de aynı duyarlılık içinde Rusya'ya yardım ettiğidir. O dönem iç savaş yaşayan ve kıtlık tehlikesi başgösteren Rusya'ya, Atatürk ambarlardaki hububatın %40'ını gönderir. Rusya için Anadolu'da para toplanıp hediye edilir.
Öteden beri gizli celselerimizde tartışılan bütün fikirlerin harice, düşmanlarımıza muntazaman ihbar edilmekte olduğuna dair sağlam istihbaratımız vardır.
Atatürk'ün mecliste yaptığı konuşmadan...
Gördüğünüz gibi hainler TBMM'ye kadar sızmış ve "milletvekili" sıfatı altında mecliste konuşulan her şeyi yabancı ülkelere istihbarat ediyordu.
Bugün, geçmişten kuvvetliyiz! Bugün, geçmişe oranla daha büyük bir hayati kabiliyete ve kudrete sahibiz.
Bu üstünlüğü yapan nedir? Bunun hakiki sebepleri iki düsturun anlamında saklıdır.
Bu düsturlardan birisi Misakı Milli, ikincisi hakimiyeti kayıtsız şartsız milletin elinde tutan Teşkilatı Esasiye Kanunu'muzdur.
Meclisin dördüncü toplantı yılı açılış konuşması
Bizans'ın son günlerinde, Fatih'in teslim davetine karşı: "Allah'ın bana bir emaneti olan bu memleketi, ancak Allah'a teslim ederim" diyen son Rum kayzerinin tahtına varis bir hanedandan gelen bugünkü halife ve sultanın hükümeti, esir olmamak isteyen milleti kendi eliyle bağlayarak düşmanlara teslim etmeye çalışıyor.
Atatürk'ün Tevik Paşa'ya yolladığı telgraf.
Atatürk, burada Fatih'in İstanbul'u fethettikten sonra kendisini "Roma İmparatoru" ilan etmesine vurgu yapıyor.
Aynı zamanda padişah ve ona bağlı hükümetin ihanetine dikkat çekiyor.
Benim çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır.
Oturduğum evde ne ana, ne kız kardeş, ne de ahbap ile beraber bulunmaktan hoşlanamazdım.
Yalnız ve bağımsız bulunmayı, çocukluğumdan çıktığım zamandan itibaren daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır.
Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan ile yapılan görüşme Milliyet gazetesinde 13 mart 1926 tarihinde yayınlanmıştı.
