Memleketin kaynaklarının genişliği, halkın emek ve kabiliyeti ve ordularının süngüleri barış vaktinde de her türlü neticeleri elde edecektir.
Üç buçuk sene süren bu mücadeleden sonra ilim bakımından, maarif bakımından, iktisadiyat bakımından mücadelelerimize devam edeceğiz ve eminim ki, bunda da muvaffak olacağız.
Fabrikacı olacağız. Sanatkar olacağız. Bundan sonra zihniyetimizi hep buna hasredelim.
Atatürk'ün Bursa belediye heyetine yaptığı konuşmadan.
Milli bağımsızlığımızı boğan ve vatanın parçalanması tehlikelerini hazırlayan İtilaf devletlerinin icraatı ve merkezi hükümetin esir ve aciz vaziyeti malumunuzdur.
Milletin mukadderatını bu mahiyette bir hükümete teslim etmek, maazallah yok olmaya boyun eğmek demektir.
Atatürk'ün 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'e yolladığı telgraf
Benim resimlerimin yırtılıp çiğnenmesine üzülmedim desem doğru söylememiş olurum.
Fakat beni asıl üzen nokta, o İzmir'i kurtarmak için canını dişine, takarak dövüşen Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa'nın resimlerinin yırtılıp çiğnenmesidir.
Hiç olmazsa onun resimlerine dokunulmamalıydı.
4 Eylül 1930 günü, Serbest Cumhuriyet Fırkası lideri Fethi Okyar, İzmir'e gittiğinde bir kalabalık, Kordonboyu'nda onu sevgi gösterileriyle karşılamış, omuzlara almıştı.
Ne yazık ki Kemeraltı'ndaki kıraathanelerde bulunan Atatürk'ün ve İnönü'nün resimleri, bazı kendini bilmezlerin kışkırtmalarıyla yırtılmış, ve ayaklar altına atılmıştı.
Olay Atatürk'ün kulağına gidince, kendisi bus sözleri söyledi...
Her gün, sabah, akşam, gece, ne zaman sırasına getirebilirseniz; bir çeyrek, yarım saat, ne kadar vakit ayırabilirseniz, kendi içinize çekilin; o gün yaptığınız işi gözünüzün önünden ve düşüncenizin tartısından bir defa geçirin.
Şuurunuzdan alacağınız cevapların ne kadar faydalı olacağını tasavvur edemezsiniz.
Hacı Emin Efendi! Bu manzara benim için ve senin için ilk defa görülmüş değildir. Hatırlayınız ki, Deme'de İtalyanlarla yaptığımız birçok muharebede cephemizin bazı kısımlarındaki Araplar bugün gördüğünüz gibi kaçmışlardır.
Fakat bu kaçışlar bizim neticede başarılı olmamızı önleyememiştir. Müsterih olunuz, diğer kuvvetlerimiz tam bir metanetle düşman karşısında durmaktadırlar.
Şimdi bize düşen bu kaçanlara lanet etmek değil, onları tekrar toplayıp muharebeye sevk etmektir. Bunun için derhal tabancanızı çıkarınız ve maiyetinizde ve temasınızda bulunan bütün subaylara aynı yetkiyi verdiğimi tebliğ ediniz. Kaçanları vurunuz ve kuvvetlerinizi Kocadere'nin batısındaki dereye toplayınız.
Şimdi maiyetimde bulunan süvarileri de bu işe memur edeceğim, ben de bizzat sizin yanınıza geleceğim.
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında "Yazık ki bütün alayımız çil yavrusu gibi dağılarak muharebe meydanından firar etmişlerdir" diyen 77. Alay Birinci Tabur Kumandanı Binbaşı Hacı Emin Efendi'ye verdiği cevap.
Arıburnu Muharebeleri Raporu
