Memleketin kaynaklarının genişliği, halkın emek ve kabiliyeti ve ordularının süngüleri barış vaktinde de her türlü neticeleri elde edecektir.
Üç buçuk sene süren bu mücadeleden sonra ilim bakımından, maarif bakımından, iktisadiyat bakımından mücadelelerimize devam edeceğiz ve eminim ki, bunda da muvaffak olacağız.
Fabrikacı olacağız. Sanatkar olacağız. Bundan sonra zihniyetimizi hep buna hasredelim.
Atatürk'ün Bursa belediye heyetine yaptığı konuşmadan.
Büyük zaferi kazanmaya muktedir büyük ordumuzu teşkilde ve hazırlamakta ve bu orduyu en isabetli bir suretle sevk ve idarede ve muzafferiyetinin elde edilmesinin temininde muharebe meydanlarında bilfiil yol göstermekte yaptıkları hizmetler cidden milletin en büyük takdiratına layık derecede fevkalade olduğundan, Batı Cephesi Kumandanı Mirliva İsmet Paşa Hazretleri'nin rütbesinin ferikliğe terfii Başkumandanlık'ça tasvip edilmiştir
2 Eylül 1922, İsmet Paşa "ferik" rütbesine terfi etti. Ferik rütbesi günümüz korgeneral rütbesine denk geliyor.
Bugünkü Polis Genel Müdürü, düşmüş olan millet haini kabinenin ve adamlarının yegane koruyucusudur.
Bu zat, muhaliflere, yani millet düşmanı olanlara bugün bir sığınak ve dayanak teşkil etmektedir.
Atatürk'ün Harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya yolladığı telgraftan...
Burada adı geçen Polis Genel Müdürü Nurettin Bey, Damat Ferit Hükümeti tarafından 31 Mart 1919 tarihinde göreve getirilmişti ve görevi süresince Millî Mücadele’ye karşı çıkmış, aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin de koruyuculuğunu yapmıştı.
23 Temmuz 1919 tarihinde siyasi partilerle, cemiyetler ve üniversite öğrencileri Sultanahmet Meydanı’nda Atatürk ve Kuva-i Milliye düşmanı Damat Ferit aleyhine bir protesto mitingi yapmak istemişlerdi.
Ancak, Nurettin Bey’in emriyle polisler toplanan kalabalığı döverek dağıtmıştı.
Türk polisinin büyük bir kısmı Millî Mücadele saflarında yer alırken göreceli olarak azınlık bir kısmı bu mücadeleye karşı çıktı. Nurettin Bey de onlardan biriydi.
Onun gibi hainlere rağmen Türk Polisi’nin Millî Mücadele’de fedakârca bir mücadele sergilediği, ülkenin kurtuluşu için elinden gelen gayreti gösterdiği ve gerektiğinde canını feda etmekten çekinmediği görülmekte.
Bilhassa İstanbul Polisi, Millî Mücadele’nin ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmat ile İstanbul’un işgalinden sonra vatanseverlerin Anadolu’ya kaçırılması için çok büyük gayret gösterdiler.
Ülkenin kurtuluşu için mücadele veren bütün cemiyet ve derneklere üye oldular ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin emirlerini yerine getirdiler.
Yalnız mevcut teşkilatlara katılmakla kalmayıp birçok yerde direnişin bizzat örgütleyicisi oldular ve halkı Millî Mücadele’ye katılmaları için cesaretlendirerek onlara önderlik ettiler.
Kozan'da birçok Türk'ün kiliseye doldurulduğu tespit edildiği, Feke ilçesinin 80 Ermeni tarafından sarıldığı bildiriliyor, ayrıca Saimbeyli'ye az zamanda takviye yetiştirilmediği takdirde Türklerin sonunun fena olacağı, bu sebeple genel tedbirlerin acele olarak alınması ve Saimbeyli civarında Ermeniler üstün olduğundan Aziziye'den (Pınarbaşı) süratle tertiplenecek bir milli müfrezenin bu bölgeye gönderilmesi ve buradaki kıtaların da milli kıyafetle olaylara iştirak ettirilmesi ve Binbaşı Kenan Bey'in (Kozanoğlu Doğan Bey) derhal Develi'ye hareket ederek bu işleri düzenlemesi ve aynı zamanda bu hareketler sırasında yağma vesaire yapılmaması ve silahlı olmayan Ermenilere hiçbir sebeple taarruz edilmemesi isteniyor.
Atatürk'ün, Sivas'ta bulunan 3. Kolordu Komutanlığı'na gönderdiği telgraf
Geçen gün bana zırhlı müdafaa hatlarından bahsediliyordu. Faraza Majino'dan. Benim kanaatim belki biraz aykırı düşecek ama. Israr ederim ki bu hatların faydasına inanamıyorum.
Zira harbi insan yapar. Dolayısıyla insanın toprak üstünde bulunması lazımdır. Köstebek gibi toprak altında, beton borularda veya zırhlı kulelerde oturtulacak bir kuvvet, evvelden harp harici edilmiş bir kuvvet sayılmalıdır.
Manevra kabiliyetini kendi kendine imha eden bir ordu bir harpte mağlubiyetten başka ne kazanabilir, bilmem.
Atatürk'ün Maginot vb zırhlı savunma hatları hakkındaki düşünceleri
