Amele ve işçilerin hayat ve hakları ve menfaatleri çiftçiler ve diğer vatandaşlar gibi aynı derecede önemli görülerek icapları nazarı dikkatte tutulur.
Buna karşılık Türk amelesinin milletlerarası fikirlerden uzak milliyetperverliğe bağlılıkları esastır.
İşçi hakları hakkında
Atatürk'ün 26 Ocak-2 Mart 1931 tarihleri arasında yaptığı yurtiçi gezisinden notları.
1. Milli gururun bahşettiği azim ve kuvvet
2. Atalete hınç ve nefret
3. Kanaatkar oluş
4. Hayatın ucuzluğu süslemelerin basitliği
5. Şehvet düşkünlüğü gibi zevklere rağbet etmemek.
6. Medeni fikirlerin, asri ilerlemelerin, dini ve ananevi engellere maruz kalmaksızın hızla gelişmesi ve yayılması.
7. Hükümetin kabiliyetli kişiler hakkında teşvik edici bir siyaset takip edişi.
Atatürk'ün not defterinde bu 6 madde yazılı. Ama altında veya üstünde herhangi bir şey yazmıyor.
Adam olanlar, insan olanlar, fikirleri olanlar, yüksek ideali olanlar kıymetlerini göstersinler!
Efendiler! Bir şeyi çok iyi hatırlatmak isterim: Hiçbir noktada, en küçük ve en büyük meselelerde milletimi sözlerimle, hareketlerimle aldatmamış olmakla iftihar ediyorum.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Üçüncü Ordu Müfettişi Cevad Paşa'yı telgraf başına çağır. Depremde yaralanmış vatandaşlarımızı hemen ordu sağlık kurulları bakım altına alsın.
Evi yıkılmış vatandaşlara ordu çadırları verilsin. Ordu gezgin fırınları hemen deprem bölgesine gönderilip halka ekmek pişirmeye başlasın.
Erzurum Valiliği ile sıkı bir işbirliği kurulsun ve gelişmelerden beni haberdar etsin
Mustafa Kemal ve beraberindekiler Hamidiye Kruvazörü'yle Trabzon'a ulaştıkları an çok tatsız bir haberle karşılaştı. Erzurum'da büyük bir deprem olmuştu.
Sahil Bozok anlatıyor:
"Erzurum'da bir deprem olmuş, evler çökmüş, insanlar ölmüştü... Yıkıntı büyüktü...
Mustafa Kemal Paşa hemen Samsun'a dönüleceği ve oradan Erzurum'a geçileceği emrini verdi. O akşam içki içilmedi."
Mustafa Kemal sonra telsizle görseldeki emri yolladı.
"Erzurum'a ulaşınca Mustafa Kemal Paşa, çadırları bir bir gezdi; hastalan, yaralıları yokladı, çocuklarla ilgilendi.
1924'de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, 60 vatandaşımızın canına mal oldu. Erzurum'a Türkiye'nin her yerinden yiyecek, kıyafet ve para yardımı gönderildi.
İstanbullu bir kitapçı, İbrahim Hilmi Bey ise depremzede çocuklar için 1000 adet kitap yolladı! Bunun üzerine Mustafa Kemal kendisi bizzat kitapçıya telgraf yolladı ve teşekkür etti.
Atatürk, deprem sıkıntısını 1902 yılında yaşamıştı. O yıl Temmuz ayında Selanik'te 6.6 büyüklüğünde bir deprem oldu. Atatürk, İstanbul'daydı.
Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu haberleri geliyordu ve Atatürk annesine ve kız kardeşine ulaşamıyordu. Telefon veya telgraf yoktu.
Neyse ki 1 hafta sonra depremde şehir merkezinde can kaybı olmadığı anlaşıldı.
Atatürk de deprem endişesini yaşamıştı.
1. görsel, Mustafa Kemal, Erzurum Vilayet Konağı'ndan çıkarken (9 Ekim 1924)
2. görsel, Mustafa Kemal Pasinler'de depremzedelerle beraber (2 Ekim 1924)
